Haber Detayı
12 Şubat 2020 - Çarşamba 12:06 Bu haber 215 kez okundu
 
ANAYASAYA GELİNCE ÜVEY EVLAT, EKONOMİYE GELİNCE LOKOMOTİF
Ekonomist Okan Veli Şafaklı yazdı...Anayasaya gelince üvey evlat, ekonomiye gelince lokomotif
KIBRIS Haberi


Devleti yönetenlerin tarihsel hataları incelendiğinde öne çıkan unsurların başında yönetsel miyopluk olduğu ortaya çıkacaktır.

Nedir bu yönetsel miyopluk?   

Yönetsel miyopluk, ülkeyi yönetenlerin veya yönettiğini zannedenlerin sorunların çözümüne bütünsel olarak veya sistem yaklaşımı ile değil tek yönlü veya dar kapsamlı yaklaşmalarıdır.

Başka bir ifade ile ülkenin sorunlarını çözmede etkili olabilecek tüm faktörleri aynı anda dikkate alıp çözüm üretme yerine baskı veya çıkar gruplarının hassasiyetlerine göre sözde çözümler üretme yaklaşımı yönetsel miyopluktur.   

Yönetsel miyopluğun çarpıcı bir örneğini günümüzde Anayasal değişiklik çalışmasında görmekteyiz. 2014 yılındaki referanduma sunulan Anaysa değişiklik önerilerinin aksine 2020 Nisan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte yapılması düşünülen anayasa değişikliği sadece yargıya ilişkindir. Yani memlekette devletin etkin ve verimli çalışması için tek derdimiz Yargı olarak lanse ediliyor. Neden sadece yargı değişikliği gündeme geldi? diye sorduğumuzda ise maalesef devlet adamı olgusundan uzak bir yanıt alıyoruz. Yanıt “Ne yapalım Narin Hanım Çok ısrar etti” şeklinde veriliyor? Ne üzücüdür ki, böylesi bir yanıt başta Narin hanıma haksızlık anlamına gelmektedir.    

Devleti yönetenler öncelikle anayasa değişikliğine gidecekse bunu inandıkları ve devlet yönetimi için gerekli gördükleri için yapmalıdırlar. Bunu ilgili kurum veya sektör başkanı/temsilcisi talep etti diye yaptıklarını ifade etmeleri o değişikliğin meşru zeminini bertaraf edecektir. Elbette, bu ifade biçimi miyopik yaklaşımın bir tezahürüdür.   

Üstüne üstlük, anayasada yargı değişikliği şeklinde önerilenler bir nevi anayasaya aykırı değişiklikler olarak algılanabilir. Şöyle ki, eşitsizlik ve zümresel ayrımcılık anlamına gelebilecek şekilde diğer kamu üst düzey bürokrat ve teknokratları karşısında yargı mensuplarının emeklilik yaşını artırmanın anayasaya aykırı olabileceği olasılığına ilaveten topluma bunun gerekliliğini anlatmak nasıl mümkün olacaktır? Yoksa KKTC demokratik hukuk devleti yerine yargı devleti yolunda yargı vesayeti altına mı girecektir.   

Yargı sorunlarının çözümü için yargıç sayısını artırmak toplumda kabul görebilecek bir değişiklik önerisidir. Ancak, her adli yılın açılışında Barolar Birliği tarafından yargıda en önemli sorunların başında hukuk fakültelerinin gereğinden fazla mezun vermesi olduğunu ifade etmesi, yani piyasada hukukçu enflasyonuna vurgu yapması gerçeğine karşın anayasa değişikliği ile yargı mensuplarına bulunmaz Hint kumaşı muamelesi yapılarak emeklilik yaşını artırma girişimi tam bir paradoks değil midir?    

Yönetsel miyopluğa ilişkin diğer bir konu ülkenin sürdürülebilir kalkınması için devlet yapılanmasında gerekli bir unsurun göz ardı edilmesidir. 

Ülkenin sürdürülebilirliği için etkin bir yargı sistemi şarttır. Ancak, bunun yanında ülkenin kalkınması için devletin de etkin ve verimlilik esaslarına göre de sistematik olarak yapılanması gereklidir. Şöyle ki, Anayasa gündeme geldiğinde halen üvey evlat muamelesi gören yükseköğrenim ekonomi konuşulduğunda lokomotif bir kimliğe bürünmektedir.

Yükseköğrenimin lokomotif görevini layıkıyla yapabilmesi ve süründürülebilir kılınması için akademik yeterliliklerinin etkin bir şekilde denetlenmesi tartışılmaz bir gerçektir. Bunun için ise, yükseköğrenimin denetiminde sorumlu olan YÖDAK’ın en az Sayıştay ve Ombudsman kadar anayasal güvenceye ihtiyacı vardır. Bu arada hatırlatmak gerekir ki, YÖDAK’ın halen anayasal güvenceye sahip olmamasının sebebi gerekliliğinin tartışma konusu olması değil cumhuriyet anayasası sırasında YÖDAK’ın kurulmamış olmasıdır.    Anayasa değişiklik önerisi ile ilgili dikkati çeken samimiyetsiz bir yaklaşım ise cumhurbaşkanı adayı ve parti başkanı olan bir sol parti liderinin tutumudur. Şöyle ki, bahse konu sol cenahtan Cumhurbaşkanı adayı ülkenin kendi ayakları üzerinde durması gerekliliği üzerinde çok durmaktadır.

Bunun için ise turizm ve yükseköğrenimden gelen yaklaşık 2 Milyar Dolarlık gelirin artırılması halinde ülkenin dışa bağımlılığının kalmayacağını iddia etmektedir. Sol parti lideri ve Cumhurbaşkanı adayı bu iddiada bulunurken, yüksek öğrenimin süründürülebilir gelişimi için denetimin önemi ve YÖDAK’ın anayasal kurum olması noktasında adayın partisinin Meclisteki komite üyeleri aynı miyopik yaklaşımı sergileyerek YÖDAK’ın anayasal kurum olması hususunda anayasal değişikliği için ısrarcı bulunmamaktadırlar. Anayasa değişikliğinde ya hep ya hiç tercihinin yaratacağı tehlikeden korkuluyorsa her maddenin ayrı ayrı oylanması yoluna da ‘Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nda ufak bir tadilat yapılarak gidilebilir.   

Son olarak söylenebilecek şey: “Devleti yönetenlerin ve muhalefet partilerinin miyopik ve palyatif yaklaşımlardan behemehâl vazgeçmeleri gereğidir.”  

 

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: ANAYASAYA, GELİNCE, ÜVEY, EVLAT,, EKONOMİYE, GELİNCE, LOKOMOTİF,
Haber Videosu
Yorumlar
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv