Haber Detayı
11 Eylül 2019 - Çarşamba 17:53 Bu haber 463 kez okundu
 
KENDİNİ İŞİNE ADAMIŞ BİR İSİM...AYŞE KİŞMİR
YAŞAM Haberi


Seren KUSETOĞULLARI

Ayşe Kişmir, LTB Kadın Sığınma Evi için yapılan projelerden ve bunun dışında yer aldığı çalışmalardan bahsetti.

 

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) çatısı altında olan Kadın Sığınma Evi’nin 2016 yılından beridir hizmet verdiğini belirten Ayşe Kişmir, 2019 yılının Ağustos ayına kadar 83 kadın ve 85 çocuğa destek verdiklerini ifade etti. Kadın Sığınma Evi’ne bir yıla yakın dış destek sağlayan Ayşe Kişmir, kendisine teklif gelmesi üzerine içlerine girdiğini ve çalışmaları öyle yürütmeye başladığını kaydetti.

 

LTB Kadın Sığınma Evi dışında yaptığı çalışmalardan bahseden Kişmir, Lefkoşa Türk Belediyesi bağlamında “Engellenemeyen Şehir Projesi” kapsamında engelli bireyler ile her Çarşamba günü halk dansları çalışması yaptıklarını dile getirdi. Kişmir, Çağlayan Festivalinde gerçekleşecek gösterinin ilk kez yapılacağını söyledi.

 

Kadınların şiddete uğrayınca “Acaba ben mi suçluyum?” diye düşündüğünü vurgulayan Ayşe Kişmir, bu sebepten dolayı da bu kadınların utancından sesini çıkaramadığını anlattı.

 

Kişmir, ”Aslında utanılacak bir şey yok. Utanılması gereken şey, karşı tarafın yaptığı şiddettir. Erkek, kadını elinde tutabilmek, ona hükmedebilmek adına şiddete başvuruyor. Şiddet sadece fiziksel değil, birçoğumuz şiddetin türlerini günlük yaşamımızda çok yaşıyoruz. Fiziksel şiddetin dozu ölüme kadar gitmekte bu yüzden kimsenin susmaması gerek. İhbar hatlarımız var. 155 polis ve 183 şiddet ihbar hatlarına herkes kolaylıkla ulaşıp güvenli bir şekilde şiddetti ihbar edebiliyor. Kesinlikle “susulmaması” lazım çünkü şiddet dozunu artıran bir şeydir” dedi.

 

“İhtiyaçları olan her şeyi gönüllü olarak gideriyordum”

 

SORU: Kendinizi tanıtır mısınız?

 

KİŞMİR: “Yaklaşık 14 yıl özel sektörde çalıştım. Daha sonra Lefkoşa Türk Belediyesi çatısı altında olan Kadın Sığınma Evinden bana bir teklif geldi. Halkla İlişkiler bölümüne birini arıyorlardı ve beni uygun gördüler. Ben de tabi ki seve seve kabul ettim. Çünkü bir seneye aşkındır onlara dış destekte bulunuyordum. İhtiyaçları olan her şeyi gönüllü olarak gideriyordum. Bir seneden sonra içlerine girdim. Ve bu daha ikinci ayım. Yabancı olduğum veya uzak olduğum bir konu değil. Duyarlı ve farkındalığı olan biri olduğumu düşünüyorum. Fiziksel şiddeti yaşamasam da günlük hayatımda şiddettin türlerine(psikolojik, cinsel, ekonomik ve ısrarlı takip)  kadın olduğum için çok fazla maruz kalmaktayım. Bu da beni bu konuya yabancılık çekmememi sağladı. Tabi ki bilmediğim çok şey öğreniyorum. Aslında dıştan bildiğim ama hiç içinde olmadığım şeylerdi”

 

“Çağlayan Festivalinde engelli çocuklarımızla birlikte çok kısa bir gösterimiz olacak”

 

SORU: Yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

 

KİŞMİR: “Kadın Sığınma Evinin dışında yaptığım bazı çalışmalar vardır. Örneğin yine Lefkoşa Türk Belediyesi çatısı altında Engellenemeyen Şehir Projesi ile engelli bireylerimizle her Çarşamba günü halk dansları çalışması yapıyoruz. LTB Engelsiz Halk Dansları ekibimizle Çağlayan Festivali’nde yer alıyoruz. Bu bizim ilk gösterimiz. Artı gönüllü olarak yine Haspolat kadınlarına yönelik Türkçe yazma okuma dersleri veriyorum. Benden yardım talep ettikleri sürece elimden gelen yardımı yapmaya çalışıyorum”

 

“Kadın Sığınma Evi’nde kapasite olarak yedi kadın ve 14 çocuk kabul ediyoruz”

 

SORU: Hem şehirde hem de kırsal kesimde de sesini duymadığımız pek çok kadın ve çocuk şiddete maruz kalıyor. Şiddet mağduru kadınlar için neler yapılıyor? Kadın sığınma evinden bahseder misiniz?

 

KİŞMİR: “Kadın sığınma evi üç yıldır var olan ve Lefkoşa Türk Belediyesi çatısı altında yürütülen tek sığınma evidir. 2016 yılından itibaren hizmete girmiştir. Kapasite olarak 7 kadın ve 14 çocuk kabul ediyoruz. Şiddetin dozuna, ciddiyetine ve tabi ki kadının sığınma isteğine bağlı olarak evimize kabul ediyoruz.  2019 yılının Ağustos ayına kadar 83 kadın ve 85 çocuğa destek verdik. Tabi bu sayı her gün veya iki günde bir değişmekte. Kadın Sığınma Evi dışında bizim yine yardım talebinde bulunan kadınlar ve çocuklara verdiğimiz bir dış desteğimiz var. Bu dış destek şudur; Gıda, psikolojik eğitim desteğimiz var. Sığınma evimize gelen her kadın için ilk başta uzaklaştırma kararı ve boşanma süreci başlar. Tabi kadının rızası isteği doğrultusunda. Mutlaka onlara sorularak başlatılan süreçlerdir. Başlattığımız dava süreci içerisinde iş istiyorsa iş desteği, ilerleyen süreç içerisinde de ev desteği veriyoruz. Anne ve çocukların hayata daha olumlu daha ümitli bakabilmeleri için psikolojik destekle onlara yardımcı oluyoruz. Sığınma Evi içerisinde kadınların kendilerine ait odaları var ve bu odalarda her türlü ihtiyaçları mevcut. Mutfak, banyo, salon ve bahçe ortak kullanım alanları. Yine ayrıca aile içi şiddetle mücadele mekanizması var. Bu mekanizma içerisinde Sosyal Hizmetler, polis, Lefkoşa Türk Belediyesi, Sağlık Bakanlığı ve Eğitim Bakanlığı bulunmakta. Mekanizmanın işleyişini tanıtım amaçlı ada çapında halkla toplantılar yapmaya başladık. İlk olarak Haspolat’ ta mekanizmayı tanıttık.

 

İnsanlar şiddete uğradıklarında veya şiddette tanıklık ettiklerinde nereye başvuracaklarını, polisin onlara nasıl davranacağını ve sonucun ne olacağını bilmedikleri için mekanizmayı bu şekilde anlatmaya çalışıyoruz”

 

“O kadının gözündeki o korku ve o ifadeyi herkesin görmesini istedim”

 

SORU: Son Facebook paylaşımınızda bir kadının demir ile dövüldüğünü gördük. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

 

KİŞMİR: “Şimdi şöyle bir şey var; aslında baktığımızda insanlarımız yalnızca başlığı okuyor. İşte Afrika kökenlidir onlarda böyle şeyler oluyor bizde böyle şeyler yok diye düşünüyorlar, o yüzden de haberi yayınlamak istedim. Çünkü o kadının gözündeki o korku ve yüzündeki o ifadeyi herkesin görmesini istedim. Kadın yerlerde sürüklenip demirle dövüldükten sonra kocasını bıçaklıyor. Aslında bu bir öz savunmadır. Kendisini bir şekilde savunuyor. Orada demirle kafasına vurulduğunda bir şekilde ölecek diye kendisini savunmak zorunda kalıyor. Şiddetin kesinlikle çok ağır cezalara tabi tutulması gerekiyor. Artı çocuklarımızı artık erkek ve kız çocuğu olarak değil çocuk ve insan olarak yetiştirmek gayesi içerisinde olmalıyız. Toplum olarak kız ve erkek çocuklarımıza yüklediğimiz toplumsal roller var. Bunu yapmayalım. Şiddet görmek kadının suçu değildir. Kadınlar “Acaba ben mi suçluyum?” diye düşünüyor. Örneğin kadın Kıbrıslıdır ve insanların hakkında ne söyleyeceğini düşünüyor. Bu yüzden de utancından sesini çıkaramadığı dönemler oluyor. Aslında utanılacak bir şey yok. Utanılması gereken şey, karşı tarafın yaptığı şiddettir. Kimsenin susmaması lazım. Şiddet için kurulan ihbar hatlarımıza ulaşmak çok kolay ve güvenli. Susmak, kabullenmek şiddetin dozunu azaltmaz,  şiddet dozunu artıran bir şeydir. Bir daha yapmayacak diye bir şey yoktur. Şiddet döngüsü diye bir durum vardır. Örneğin “Arkadaşına gitmeyeceksin! Kısa giymeyeceksin! İşe gitmeyeceksin!” gibi şeyler ile kadını baskılayan erkek giderek artan baskıcı duygularına engel olamaz ve bu durum şiddete dönüşür. Şiddet uygulayan erkek, bahanelere sığınır ve bahanelere inanan kadın karşısında barış dönemi başlatır. Hediyeler, sevgi sözleri ile kadını bir daha şiddete başvurmayacağına inandırır. Sonrası malum yine ve çoğu zaman şiddetin dozunu artırarak tekrardan en başa dönülür”    

 

“Çocuklarımızı eşit olarak eğitirsek erkeğin içindeki o sürekli güçlü olma duygusu törpülenecek”

 

KİŞMİR: “Öncelikle toplumun değişmesi önemlidir. Biz maalesef çocuklarımızı yanlış eğitiyoruz. Çocuklarımıza toplumsal rolleri empoze ediyoruz. O çocuk olarak doğar bırakalım öyle devam etsin. Kız çocuk mutlak oyunlar içerisinde ya ev hanımı ya hemşire ya da anne olmak zorunda. Erkek çocukları hep güçlü ve evine ekmek getiren taraf olmalı gibi böyle ayrımlara gidilmemesi gerekiyor. Bir keresinde bir programa katılmıştım ve o güne kadar bunu hiç düşünmemiştim. Sevgili Koordinatörüm şöyle bir cümle kurmuştu; “Erkeklere, eline oyuncak bebek aldığında “Aman! Bırak sen oynama” diyoruz. Ama aslında oynamalarına izin vermek gerekiyor” Biz erkek çocuklarını ailede ki bireylere, yani bu bireyler kadınlar ve çocuklardır. Onlara nasıl davranması gerektiğini öğretmiyoruz. Biz erkeğe yalnızca, “Ağlama! Evin direğisin!” diyoruz. Hislerini belli etmemesi konusunda baskı uygulayıp zamanı gelince iyi bir baba ve eş olmasını beklemek son derece ütopik bir durum olmakta”

 

“Sınırların kalktığı sistemli ve adil, eşit ve daha çok kadının ön planda olduğu bir Kıbrıs hayal ediyorum”

 

SORU: Son olarak, nasıl bir Kıbrıs hayal ediyorsunuz?

 

KİŞMİR: “İlk önce sınırların kalktığı ve gerçekten sistemin olduğu bir Kıbrıs hayal ediyorum. Sistemsizliğin içinde o sistemi yaratabilmek veya o sistemsizliğin içinde bir şeyler yapabilmek gerçekten çok zor. Yani bir şey yapmaya çalışırken tıkanıp kalıyoruz. Yasalar yetersiz kalıyor önünüze bir sürü prosedür çıkıyor. Hükümet değişir vs. bu sistemsizliğin içinde bir şeyler yapabilmek bizi yoruyor.  Benim hayalim, sınırların kalktığı sistemli ve adil, eşit ve daha çok kadının ön planda olduğu bir Kıbrıs”

 

 

“Şiddete karşı yan yana!”

“Şiddete uğruyor veya tanık oluyorsanız sessiz kalmayın!”

 

Alo 183: Şiddet İhbar / Destek Hattı

Alo 155: Polis

0542 8763030: LTB Kadın Sığınma Evi Destek Hattı

0533 8553030: LTB Kadın Sığınma Evi Destek Hattı

 

 

 

Kaynak: (Özel Haber) - MeydanKıbrıs Özel Haber Editör: seren
 
Etiketler: KENDİNİ, İŞİNE, ADAMIŞ, BİR, İSİM...AYŞE, KİŞMİR,
Haber Videosu
Yorumlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv