Haber Detayı
11 Eylül 2019 - Çarşamba 15:16 Bu haber 564 kez okundu
 
“MESLEK GENELDE ERKEK EGEMEN İDARESİ ALTINDA YÜRÜTÜLÜYOR!”
YAŞAM Haberi


Seren KUSETOĞULLARI

 

Yıllardır basın sektöründe yer alan ve ömrünü Radyoya adayan Melek Arabacıoğlu, bu meslekte bir kadın olarak yaşadığı zorluklardan ve mesleğinin güzelliklerinden bahsederek sektörün durumu hakkında değerlendirme yaptı.

  • Üniversite yıllarında Radyo, TV ve Sinema bölümünü seçerek, sektöre adımını atan Melek Arabacıoğlu, radyoculuğa YDÜ FM’de 2000 yılında başladığını ve o günden bugüne mesleğini hayatından hiç çıkarmadığını anlattı.
  • Radyoculuk mesleğini bir kadın olarak değerlendirdiği zaman bu meslekte zaman mefhumunun olmadığını dile getiren Arabacıoğlu, basın sektöründe mesai çalışmak gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Mesai mefhumu olmayan bir alanda çalışıldığında ise ailesinden zaman çaldığını aktaran Arabacıoğlu, mesleğin bu yönünün bir anne için en etkili ve en can acıtıcı şey olduğunu söyledi. Arabacıoğlu, “Mesleğinizi sevdiğiniz zaman evinize yorgun ama mutlu gidiyorsunuz ve bu da ailenizle olan ilişkilerinize yansıyor” diye anlatıyor.
  • Basın sektöründe kadın yönetici azlığından dolayı yaşanan sıkıntılara da işaret eden Arabacıoğlu, bu algının 19 yılda yavaş yavaş kırılmaya başladığını ve bundan umutlu olduğunu söylüyor. Mesleğin erkek egemen idaresi altında yürütüldüğüne dikkat çeken Melek Arabacıoğlu, “Toplumun kadına bakış açısı değişmediği sürece, kendini ifade etme özgürlüğü kısıtlılıktan serbestliğe geçmediği sürece, kadın derdini gerek yasal, gerek siyasi gerek sosyal ortamlarda özgürce açıklayamadığı ve destek görmediği sürece bunun böyle devam edeceğini görüyorum ve üzülüyorum ” dedi.
  • Sermaye kesiminin biraz gazete ve televizyonların üzerinden ellerini çekmesi gerektiğini söyleyen Arabacıoğlu, “Bu işi gerçekten gazetecilerin, televizyoncuların, radyocuların yapması gerektiğine inanıyorum. Sektörün durumuna baktığımız zaman dört beş gazetede aynı gün, Türkiye’den sipariş üzerine verilmiş bir haberin manşette olduğunu gördüğüm zaman mesleğime hakaret edildiğini düşünüyorum” diye belirtti.
  • Sektörün durumunu değerlendiren Arabacıoğlu, basın sektörünü sermayedarların silah gibi kullanmaya başladığını dile getirerek, “Bizim silahımız kalemimizdir, mikrofonumuzdur, gazetemizdir, fotoğraf makinamızdır. Bu konuda özellikle devletin özel radyo ve televizyonlara destek olması lazım” dedi.​

 

“Radyo hiçbir zaman hayatımdan çıkmadı”

 

SORU: Bu mesleğe ne zaman ve nasıl başladınız?

 

ARABACIOĞLU: “Üniversitede Radyo, TV ve Sinema bölümünü seçtim. Radyoculuğa 2000 yılında YDÜ FM’DE başladım ve halen devam ediyorum. Bazı dönemlerde tam zamanlı bazı dönemlerde ise yarı zamanlı olarak radyo hayatımın her evresinde bana eşlik etti”

 

 “Bilgiye çok daha hızlı ulaşabiliyor ve birinci ağızdan teyit edebiliyoruz”

 

SORU: Peki mesleğinizin güzel yanlarından bahseder misiniz?

 

ARABACIOĞLU: “Mesleğin güzel yanı şu; Her yere, her şeye ve herkese ulaşabiliyoruz. En azından Türkiye’den farklı olarak burada hala bire bir ilişkiler çok daha önde. Bir yayıncı için Türkiye’de bir Bakana veya bir Milletvekiline ulaşmak imkansızdır. Fakat bizim burada küçük bir toplum olmamızdan dolayı bu konuda Türkiye’ye oranla çok daha rahatız. Bilgiye çok daha hızlı ulaşabiliyor ve birinci ağızdan teyit edebiliyoruz. Bir diğer güzel yanı ise özellikle radyoların şimdi internet üzerinden de yayın yapmasıyla birlikte dünyanın dört bir yanında bulunan Türkçe konuşan herkese ulaşabiliyoruz, onlara ülkeden haberler verebiliyoruz. Ülkede merak edilenleri bilmelerini sağlıyoruz”

 

“En büyük destekçim, eşim”

 

ARABACIOĞLU: “Mesleği bir kadın olarak değerlendirdiğimde bu meslekte zaman mefhumu yok.  Hayatımda hiçbir zaman 08.00-17.00 gibi bir mesai hayatım olmadı. Basın sektöründe mesai çalışma gibi bir durum söz konusu değildir. Ani bir olayda alarma geçiyoruz özel yayınlar bağlantılar ve içeriklerle bir şekilde dinleyiciye izleyiciye ulaşmaya çalışıyoruz. Kurumların yapıları dolayısı ile her zaman için bir personel sıkıntısı yaşanıyor. Önemli bir durum olduğu zaman evinize gidemeye bilirsiniz. Çocuğunuz hasta olabilir ki ben bir anneyim 12 yaşında bir kızım, 6 yaşında da bir oğlum var. Mesai mefhumu olmayan bir alanda çalıştığınızda mecburen ailenizden zaman çalıyorsunuz. Mesleğinizi sevdiğiniz zaman yorgunluktan çok motivasyon kısmına bakıyorsunuz ama evinize gittiğinizde yayıncılık kimliğini bırakıp annelik kimliğinize geçiyorsunuz. Sizin olmadığınız zamanlarda ise eşinizin size destek olması çok önemli. Ben bu konuda gerçekten şanslı bir kadınım. Eşim mesleğim konusunda en büyük destekçimdir. Radyodan tam zamanlı ayrıldığım dönemlerde gece yayınları yapıyordum, kızım çok küçüktü ve radyodan uzak kalmak beni çok mutsuz ediyordu. Benim o enerjiye ihtiyacım vardı ve bana en büyük destek yine eşimden geldi. Nasıl olur? Nasıl yaparım olmaz dediğim zamanlarda bile ben bakarım, ben hallederim sen git ve işini yap diyerek hep bana destek oldu, hala da destek olmaya devam ediyor”

 

“Bir kadın olarak özellikle de basın sektöründe kadın yönetici azlığından dolayı yaşanan sıkıntıları es geçemeyiz”

 

SORU: Basın sektöründe bir kadın yaşadığınız sıkıntılar nedir?

 

ARABACIOĞLU: “Ben kendimden bahsederken eşimin desteğini her zaman söylerim mesleğim için ama maalesef ki sektör bizi desteklemiyor. Bir kadın olarak özellikle de basın sektöründe kadın yönetici azlığından dolayı yaşanan sıkıntıları es geçemeyiz. 19 yıldır bu meslekteyim yavaş yavaş bunun kırılmaya başladığını görüyorum, ama meslek genelde erkek egemen idaresi altında yürütülüyor. Toplumda da bu böyle. Toplumun kadına bakış açısı değişmediği sürece kendini ifade etme özgürlüğü sağlanmadığı sürece kadın derdini gerek yasal gerek siyasi veya sosyal ortamlarda özgürce açıklayamadığı hakkını savunamadığı sürece maalesef pembe tablolar çizmenin bir anlamı yok. Bu ülkede birçok iş yerinde kadın çalışanlara mobing uygulanıyor ve mobing in yasal bir karşılığı maalesef ki yok. Bu nedenledir ki konu kadın olunca pembe tablolar çizmek ve bunlar yokmuş gibi davranmak bana doğru gelmiyor”

 

“Kıbrıs sadece Lefkoşa’dan ibaret değildir…”

 

ARABACIOĞLU: “Maalesef kadına şiddetin ülkemizde git gide arttığı ve bunun medya tarafından da körüklendiği bir dönem yaşıyoruz. Yani çarşaf çarşaf tacizler, tecavüzler, şiddet ve ölüm haberleri görüyoruz. Ama maalesef ki bu haberler dinleyiciye izleyiciye aktarırken kullanılan dil konusunda sektör olarak büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bunların alışıla gelmiş bir şeymiş gibi manşetlendirilmesi ve önüne “yine kadın cinayeti” eklenmesi bir kadın olarak benim ağırıma gidiyor. Sektörde bu konular için birçok eğitim çalışması yapılmasına rağmen meslektaşlarımız maalesef bu çalışmalara katılmamakta ısrar ediyor. Yukarıda da dediğim gibi kalemimizle mikrofonumuzla yayınlarımızla yapacağımız her haberde hassas davranmamız ve bunu yayın politikamızın temeline oturtmalıyız. Poliste bir iyileştirme yapılıp Kadına Şiddet Birimi açılmış olabilir. Ama bu birimin adanın her yerine eşit şekilde hizmet verdiğini söylemek doğru değildir. Kıbrıs sadece Lefkoşa’dan ibaret değildir. Kentteki şiddetten ayrı kırsalda yaşanan ve hiç duyulmayan, gazetelere ve ajanslara yansımayan birçok şiddet olayı var. Bu konularda üzerimize düşen görevi hem yayıncı hem de insan olarak daha çok yapmamız ve bizi yönetenlerden de ısrarla talep etmemiz gerekiyor”

 

 “Yanı başımızda 90 km ilerimizde bir savaş var”

 

ARABACIOĞLU: “Özellikle çocuk haberleri benim içimi burkan haberlerdir. Anne olduktan sonra kadınlar ve çocuklar konusunda çok hassas bir noktada buldum kendimi. Kendi çocuklarımın tırnağına zarar gelmesini istemezken ajanstan önüme düşen bir taciz haberiyle bir sığınmacı çocuk haberiyle nasıl yıkılabildiğimi gördüm. “Biz travmalar atlatmış bir toplumuz”. Savaş travmaları, yokluk ve göçler yaşadık. Mesela Aylan Kurdi’nin sahile vuran minik bedenini bugün Facebook hatırlattı. Ve düşündüm biz Aylan’ ı o gün gördük üzüldük ve toplum olarak Aylan’ ı unuttuk. Arkasına birçok çocuğun cansız bedeni de sahile vurdu. Bunun için üzülmek dışında da bireyler yaptık mı diye sorguladım. Yanı başımızda 90 km ilerimizde bir savaş var. Biz o savaşta o kadınların ve çocukların öldüğünü sadece bir haber olarak okumamalı onların sesi olmalıyız. Empati kurmalıyız. Çünkü biz de çok yakın bir tarihte savaş ve göç travmaları yaşadık. Olaylara biraz daha empati ile yaklaşmamız ve bir şekilde hayatta kalabilmek için ülkemize gelen, gelmek zorunda bırakılan bu insanları bir bilinmeze göndermemeli yaşadıklarına ses olabilmeliyiz”

 

“Kıbrıs medyası Türkiye medyasının etkisi altında…”

 

SORU: Sektörün durumunu değerlendirir misiniz?

 

ARABACIOĞLU: “Ben basın sektörünün farklı dallarında görev yapmış bir kadınım. Bir kadın olarak baktığım sektörün her alanında da çalıştım. Havadis Medya Grubunda şu an Radyo Müdürlüğü yapıyorum. Diğer kurumlara göre daha özgürüz. Benimle birlikte diğer idari pozisyonlarda görev alan yönetici arkadaşlarım da mesleğin içinden gelen ve zorluklarını bilen insanlar oldukları için çok şanslıyım. Diğer medya kuruluşlarına baktığım zaman maalesef meslektaşlarımın aynı şansa sahip olmadığını görüyor ve üzülüyorum. Kimi zaman teknik sebepler kimi zaman yayıncı eksikliklerimi zaman ise maddi imkansızlıklardan dolayı sektörde büyük sıkıntılar yaşanıyor ama bu ülkede şartlar ne olursa olsun çok sesliliğin olması gerektiğine inanıyorum. Sermaye kesiminin meydanın üzerinden elini çekmesi ve bu işi gerçekten gazetecilerin, televizyoncuların, radyocuların yapması gerektiğine inanıyorum. Sektörün durumuna baktığımız zaman dört beş gazetede aynı gün Türkiye’den sipariş üzerine verilmiş bir haberin manşetini verdiğim zaman mesleğime ve yayıncılık ruhuna hakaret edildiğini düşünüyorum. Kıbrıs medyası Türkiye medyasının etkisi altında… Bizim silahımız kalemimizdir, gazetemizdir, mikrofonumuz, kameramız, fotoğraf makinamızdır. Bu konuda özellikle devletin kurum ve kuruluşlara destek olması lazım. Bu iş gerçekten akıl işi değildir. Bu işi gerçekten severek yapan, ömrünü bu işe adayan insanların değerinin bilinmediği bir ülkedeyiz maalesef. Havadis Medya Grubu şu anda gazete, web sitesi, radyo ve web televizyonu ile yayın hayatına devam ediyor. Diğer televizyonların da radyoların da devam edebilmesi için reklam pastasından yerel kuruluşlar olarak hak ettiğimiz payı almamız gerekiyor. Ülkemiz televizyonlarındaki içeriklere bakıldığında evet üzerinde çalışılması yenilikler eklenmesi gerektiğini açıkça görüyoruz ama bu da bir maddiyat işi. Türkiye televizyonları rağbet gördüğü için firmalar iç piyasa ile reklam veya iş birliği yapmaya çekiniyor ya da reddediyor. Bu da sektörün yenilenmesi ve gelişmesinin önündeki bence en büyük engeldir. Bunların mutlaka düzene girmesi gerekiyor”

 

“Ellerini taşın altına koyma sırası artık siyasilerde”

 

ARABACIOĞLU: “Sevgili Sami Özuslu Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı olarak haksız rekabet konusunda gerekli uyarıları yapıyor ama maalesef yetkililer elini bu konuda taşın altına koymuyor. Bir de şöyle bir kavram yerleşti dilimize. Siyasetçiler halka ve sektörlere diyor ki, elinizi taşın altına koyun. Bizim sektör olarak elimiz zaten taşın altından çıkmıyor. “Artık ellerini taşın altına koyma sırası Siyasilerde”. Tanınmamışlığı bahane etmekten vazgeçsinler. Sektörü desteklerlerse biz yayıncılar olarak üzerimize düşen görevi yapmaya her zaman hazırız. Özellikle bu bölümlerin okulunu okuyanların her zaman desteklenmesi gerekiyor”

“Ben bu işe radyocu olarak gönül verdim!”

 

SORU: İletişim Fakültelerinde Radyo, TV ve Sinema bölümünden Radyo bölümü daha az tercih ediliyor diye Radyo bölümü çıkartıldı. Sizde bu bölümün öğrencisisiniz. Sizce bu yapılan doğru bir şey miydi?

 

ARABACIOĞLU: “Ben YDÜ, Radyo, TV, Sinema bölümü öğrencisi olarak sinema ile ilgili çok az bilgiyle televizyon ile ilgili ise teorik bilgilerle mezun oldum ama radyoyu mutfağında öğrendim. O yüzden radyo konu olduğu zaman ve bu haberi duyduğum zaman açıkçası çok şaşırdım. Radyoda ürettiğimiz her şey bir odanın içinden çıkar ve dünyanın dört bir yanına yayılır. Radyo bu işin en öğretici kısmıdır. Sektörde önemli işlere imza atmış bütün duayen isimlerin temelinde radyonun olduğunu biliyoruz. Görsel Sanatlar ve Gazetecilik tabi ki olmalı. Ama Radyoculuk ta olmalı. Üniversitelerin bu konuya biran önce çözüm bulması ve bu yanlış karardan biran önce dönülmesi gerek. Eğer size kayıt yaptıran bir iletişim fakültesi öğrencisine Radyoya talep yoktur kapattık biz o bölümü derseniz önünüze bakmanız lazım ve “Biz neden radyoya talep alamıyoruz?” diye düşünmemiz lazım. Yaklaşık 19 üniversitenin ve bir o kadar da açılmak için izin bekleyen üniversite için iletişim fakültelerinde radyoya talep yoktur deniliyorsa eğer, ben de onlara derim ki, kapatın o zaman o üniversiteleri ve şaşalı kampüsleri. Ben Radyocu olarak mesleğe adım attım, tabi ki televizyona da gazeteye de birçok iş yaptım ama Radyonun icadından beridir radyoya her zaman talep vardır. Hiçbir iletişim aracı radyo kadar etkili değildir. Bunu sadece ben değil dünyada yapılan araştırmalar da söylüyor. Radyo yayıncılığın bence temelidir. Bu kararı alanlar işi bilmeyen yayıncılığın kıyısından köşesinden geçmeyen insanlardır diye düşünüyorum”

 

 

Kaynak: (Özel Haber) - MeydanKıbrıs Özel Haber Editör:
 
Etiketler: “MESLEK, GENELDE, ERKEK, EGEMEN, İDARESİ, ALTINDA, YÜRÜTÜLÜYOR!”,
Haber Videosu
Yorumlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Sivasspor
21
0
2
3
6
11
2
Fenerbahçe
20
0
3
2
6
11
3
Trabzonspor
19
0
2
4
5
11
4
Alanyaspor
19
0
2
4
5
11
5
İstanbul Başakşehir
19
0
2
4
5
11
6
Galatasaray
19
0
2
4
5
11
7
Yeni Malatyaspor
18
0
3
3
5
11
8
Beşiktaş
18
0
3
3
5
11
9
Gaziantep FK
15
0
4
3
4
11
10
Çaykur Rizespor
14
0
5
2
4
11
11
Göztepe
13
0
4
4
3
11
12
Konyaspor
13
0
4
4
3
11
13
Kasımpaşa
12
0
5
3
3
11
14
Denizlispor
11
0
6
2
3
11
15
Antalyaspor
11
0
6
2
3
11
16
Gençlerbirliği
10
0
5
4
2
11
17
MKE Ankaragücü
9
0
6
3
2
11
18
Kayserispor
7
0
6
4
1
11
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv