Yazı Detayı
12 Aralık 2016 - Pazartesi 21:57 Bu yazı 1331 kez okundu
 
AKŞAMA MÜSAİTSENİZ ÇAYA GELECEĞİZ…
Şafak YOLCU
 
 

Annem mutfaktan sesleniyor “yavrum, Cemile teyzenlere git söyle, akşam müsaitlerse çaya gideceğiz” Hemen evin kapısını açıp basamakları uçarak iniyorum. Yüzüm sevinçle kaplı vaziyette kapıyı çaldığımda Cemile teyze hafiften yana kaykılmış, başında yarısı açılmış bigudilerle beni karşılıyor. Benden iki yaş küçük olan kızı Ülkü annesinin ardı sıra açık duran kapıya koşuyor. Ona göz kırptıktan sonra kelimesi kelimesine annemin bana tembihlediklerini bir çırpıda söyleyiveriyorum “Cemile teyze annem diyor ki akşam müsaitseniz size çaya gelecekmişiz” Ülkü’nün yüzünde beliren sevinci görebiliyorum. Nasıl sevinmesin ki...  Kartondan yeni kestiğimiz bebeklerimiz ve onlar için yeni boyadığımız elbiseleriyle bütün bir gece oynayacağız. Cemile teyze düşmeye yüz tutan bigudisini eliyle destekleyerek “evdeyiz Şafakçığım, bekleriz” Aynı sevinçle ve yine koşar adım bir üst kata çıkıp, mutfakta yemek pişiren anneme müjdeyi veriyorum “anneee, evdelermiş”

 

Bundan sonrası o güzel dönemleri yaşayanlarınızın hatırlayacağı üzere çekirdek çitlediğimiz, bazen televizyonda değerli ses sanatçılarını dinlediğimiz müzik programları, bazen de sohbet eşliğinde dantel örgülerin giderek uzadığı, arada bir durup düğümlenen ince ipin ustalıkla çözüldüğü, eğer yün örgüsü ise yün bittiğinde yeni çileyi sarmak için iki kolumuzu açıp bileklerimize geçirdiğimiz, çocukların oda şeklinde dekore ettiği masa altında yahut kışsa sıcacık olan kalörifer peteği önünde tadına doyum olmayan oyunlar oynadığı o doyumsuz saatlerle dolu gecelerimiz...

 

Bu gecelere babalarımız genellikle katılmazdı, anneler ve çocuklar olurdu. Babalarımızın nerede olduğu ise hiç sorgulanmazdı. Aramızda oğlan çocukları da olurdu aslında. Buna rağmen kız kıza diyebileceğimiz kadar samimi sohbetlerimiz olurdu. Çünkü o zamanlar kız erkek ayrımı yoktu.

 

Doğup on yaşına gelene kadar yaşadığım mahallede herkesi tanıyordum. Beş katlı bir apartmanın zemin katında oturuyorduk. Buna rağmen apartmanda hangi katta kimin yaşadığını, aile fertlerinin adlarını, yaşlarını, neyle meşgul olduklarını, hatta evcil hayvanlarını bile adlarıyla bilirdim. Sıkça olmasa da ara sıra foseptik taşardı. Annem ufak tefek fakat kudretli bir kadındı. Hiç vakit kaybetmeden evi dip bucak temizlemeye koyulurdu. Zemin katta olan evlerdeki bütün halılar, masa, sandalye, koltuk, demir döküm soba, ne varsa her şey bahçeye çıkar, el birliğiyle yıkanırdı. O günlerde bütün apartman halkı olarak çamaşır suyu kokusuna doyardık. Biz çocuklar da bahaneyle akşam hava kararıncaya kadar süren temizlik esnasında sokakta oynardık. Evlerimize girdiğimizde ter kokumuz bizi bile rahatsız eder, resmen genzimizi yakardı. Ama oyuna kelimenin tam anlamıyla dibine kadar doyardık.

 

Annemler yeni bitmiş bir apartmanın beşinci katından daire satın alıp o mahalleden taşındığımızda on yaşındaydım. Yeni mahallemi de en az eskisi kadar sevdim. Üstelik orası kaloriferliydi. Foseptik taşma derdi de yoktu. Zemin katta bir kazan dairesi, bir de yaşamak için daire vardı. Orada yaşayan aile, binanın temizliğinden tutun da güvenliğine, kalorifer kazanının kömürle doldurulup yakılmasına, apartman sakinlerinin ihtiyaçlarının tedarik edilmesine dek her şeyden sorumluydu. Yani onlar da sahip olduğumuz o büyük aileye dâhildi.

 

Şimdilerde komşuluk falan kalmadı. Artık anneler çocuklarını komşuya göndermiyor. Birilerinin pek de umurumda değil artık, az ötedeki evde kimin yaşadığı, bahçe oyunları, hıdrellezde el ele tutuşup ateş üzerinden atlamak... Sevgi kalmadı… Anahtarı paspasın altına koymak hiç yok! Çünkü insanın insana güveni kalmadı!

 

Artık kollarını uzatarak yün çilesi açan da kalmadı...

 

En son İstanbul ziyaretimde havalimanında beklerken her defasında olduğu gibi etrafımı gözlemlemeye koyuldum. Yanındakiyle konuşan tek bir insan dahi yoktu. Çift olarak yolculuk edenler şu malum parmak hareketini yaparak ellerindeki tabletlerle sohbet ediyordu. Ekrana bakarken gülüp, sonra ciddileşiyor, ara sıra ilginç bir şey gördüğünde ise tabletini uzatıp yanındakine gösteriyordu ki eminim bunu paylaşmak adına yapıyordu.

 

Ben yaşadığımız bu garip çağın adına tatminsizlik çağı diyorum. İnsanın insanla tatmini bitti artık. Çocuğun oyuncakla, sevgilinin aşkla, eşlerin küçücük bir yuvayla, bakışların gülüşle yetinmesi bitti... En kötüsü insanın insana saygısı bitti. Her şey kifayetsiz şimdilerde… Tabureyi ters çevirip biraz ip, bir parça da kumaş gerip salıncak yapan, içlerine bez bebekler koyup sallayarak uyutan kız çocukları da kalmadı... Ellerinde tüfek biçimli tahta tutan, altında bir at varmışçasına koşan oğlan çocukları da yok... Bunun yerine ekranlarda sürekli didişen genç kızların revaçta olduğu gardırop savaşları, sözde damat adaylarının kız beğendiği gelinim sensin saçmalıkları var. Öylesine alıştırıldık ki yalnızlığa, artık aile fotoğrafları bile kalmadı. Buna karşılık sosyal medyada solo insanların yüklediği milyonlarca selfie var!

 

Peki, bunca yokluk arasında, gitgide eksilerek, küçülerek nasıl yaşıyoruz? Sizce mutlu muyuz? Eğer mutlu olsaydık her bayramda “nerede o eski bayramlar” der miydik? Eski siyah beyaz fotoğrafları gördüğümüzde iç çekerek hayıflanır mıydık? Her şeyimiz var, sahip olamadıklarımıza da kolayca ulaşma şansımız var. Ama yine de çok şeyin eksikliğini duymuyor muyuz? Ben kendi çocukluğumu, benim çocuğum kendi çocukluğunu özleyip duruyoruz. Bir şeyler son sürat gelişip fiyatı artarken diğer şeyler aynı hızla değersizleşip kaybolmuyor mu? Sizce de böyle değil mi? Gerçekten merak ediyorum, torunum, torunlarımız özlemeye değer bir çocukluğa sahip olacak mı? Onların eline oyuncak diye hangi teknolojik aletler verilecek? Onlar birbirleriyle konuşacak mı? Kim bilir, belki de konuşma gereksinimi ortadan kaldıran ileri teknoloji bir cihaz ile bu sorunu da aşabilecekler!

 

Siz ne dersiniz? Yitirdiklerimizi yeniden kazanmak mümkün mü? Yoksa teknoloji elimizde kalanları da alıp götürecek kadar güçlü mü? 

 
 
 
Etiketler: AKŞAMA, MÜSAİTSENİZ, ÇAYA, GELECEĞİZ…,
Yorumlar
Anketler
Sizce erken seçim olur mu ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
36
31
3
3
11
17
2
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
3
Fenerbahçe
33
34
2
6
9
17
4
Göztepe
30
30
5
3
9
17
5
Beşiktaş
30
29
3
6
8
17
6
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
7
Trabzonspor
29
33
4
5
8
17
8
Sivasspor
26
23
7
2
8
17
9
Bursaspor
25
28
6
4
7
17
10
Yeni Malatyaspor
22
21
7
4
6
17
11
Kasımpaşa
19
25
8
4
5
17
12
Akhisarspor
19
22
8
4
5
17
13
Alanyaspor
18
28
9
3
5
17
14
Osmanlıspor FK
17
26
10
2
5
17
15
Antalyaspor
17
19
8
5
4
17
16
Atiker Konyaspor
15
16
10
3
4
17
17
Gençlerbirliği
14
20
9
5
3
17
18
Kardemir Karabükspor
9
14
12
3
2
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv