Yazı Detayı
10 Eylül 2017 - Pazar 15:37 Bu yazı 787 kez okundu
 
Beni güzel hatırla
Şafak YOLCU
 
 

Çocukluğumun geçtiği kasabada semt pazarı cumartesi günleri kurulurdu. Her cumartesi günü evin haftalık sebze ve meyve alışverişi için annemizle birlikte pazarın yolunu tutardık. Biz üç küçük çocuk, annem gencecik kadın, bizi kime emanet edip pazara gidebilir ki? Mecburen bizi de yanında götürürdü. Biri eteğinde, biri elinde, biri kucağında, pazar filesini de yanına alıp düşerdi yollara.

 

Pazarın kurulu olduğu sokağa girmemizle birlikte bir uğultu dolardı kulaklarımıza. Sebze satıcısının sesi, daha ötedeki tezgâhtan gelen peynircinin sesine karışırdı. Onlarca çeşit peyniri, üstelik kilo ile alabileceğimiz bir ortamda, tadına bakmaya hazır vaziyette bulurduk. Aynı zamanda genzimize de hoş kokular üşüşürdü. Önünden geçtiğimiz tezgâha bağlı olarak, iştahımız da kabarır veya inerdi. Halen daha annemin her birimize ne istediğimizi sorduğunu hatırlıyorum. Ola ki canımız bir şeyi çok çeker ve almadan eve dönersek içimize dert olacağından korkardı. Kendince bizi hiçbir şeyden mahrum bırakmamaya gayret eden, bastığı yeri titreten, kudretli bir kadındı annem. Çok şükür hala öyle. Elbette yıllar her şeyde olduğu gibi onun üzerinde de bir parça etkisini gösterdi.

 

O yılları hatırlıyorum da pazara kısıtlı bir bütçeyle de çıksanız, evinize eli kolu dolu dönerdiniz. Paranın bereketi çoktu o yıllarda. İnsanlar art niyetsiz, kötülükse henüz keşfedilmemişti. Gece yarılarına kadar sokaklarda çoluk çocuk top koşturduğumuz, hıdrellezde el ele tutuşup ateş üstünden atladığımız, yaz akşamlarında ailece Lale çay bahçesinde oturduğumuz, Uludağ gazozu içip, çekirdek çitlediğimiz yıllardı. O yıllarda sadece paranın değil, her şeyin bereketi çoktu.

 

Bir yandan pazar filelerini taşırken diğer yandan bize sahip çıkmak zorunda olan annem aldıklarını parayla taşıtmayı yeğlerdi sıklıkla. Her cumartesi semt pazarında görmeye alışkın olduğumuz bir simaydı Nuh! Kasabamızın vazgeçilmez bir esnafıydı. Sırtında küfesi, küfenin altında liğme liğme olmuş urbası, nasırlı elleri, çileli bakışları, yırtık ayakkabıları, dişsiz ağzı ve geriye çekilmiş çeneleri görenin içine işlerdi.

 

Annem üç küçük çocukla birlikte önde, Nuh arkada, eve dönüş yolunu yürüdüğümüz anlar halen gelir gözümün önüne. O yolda sıkça dönüp arkama bakardım. Acaba sırtındaki yük ağır mı, acaba zorlanıyor mu diye endişe ederdim. Fakat Nuh başını öne eğer, incecik bedeninden hiç beklenmeyen bir metanetle, ağzına kadar dolu olan küfesini taşırdı. Dudakları, kimsenin bilmediği, sadece kendisinin bildiği bir sırrı ağzından kaçırmamak istercesine sımsıkı kapalıydı. Küfenin ipleri de bedeni gibi incecikti. Koptu kopacak derken, her seferinde tek bir fire bile vermeden annemin aldıklarını kapımıza dek getirirdi.

 

Sırtından küfesini indirmesini izlerdim dikkatle. Çocuk aklımla yüzünde nasıl bir ifade olduğunu merak ediyordum sanırım. O yıllarda o ifadenin adını bilmiyordum. Bütün çocukluğum boyunca semt pazarı günlerinde Nuh’un küfesini sırtından nasıl indirip yüklediğini, nasıl kaldırıp taşıdığını, adrese vardığında sırtından nasıl indirip boşalttığını izledim. Kendisine verilen, daha doğrusu alın teri dökerek kazandığı parayı alırken yüzüne nasıl masum bir utangaçlık yayıldığını gördüm her seferinde. Alın teri dediğime bakmayın; alnı dâhil, boynundan, ensesinden, şakaklarından, sırtından şıpır şıpır akardı Nuh’un teri. Parayı alırken yere bakar “Sağ ol abla” derdi, kendinden en az yirmi yaş genç olan anneme.

 

Nuh’un yaptığı işin adı hamallıktı. Ama o bizim kasabamızda sadece Nuh olarak bilinirdi. Esmer teni, çukura kaçmış kara gözleri ve terli bakışları ile eminim ki benim gibi birçok çocuğun hafızasına kazındı Nuh. Aslolan birileri tarafından güzel hatırlanmak ise bu dünyada, Nuh hep güzel hatırlanacak birisi oldu benim hayatımda.

 

Birlikte kilometrelerce yürüdüğümüz yıllarda kendisiyle tek kelime dahi konuşmadım. Annemin de Nuh’la sohbet ettiğine hiç şahit olmadım. Ne soyadını duydum, ne yaşını, ne de aslen nereli olduğunu, Pendik’e nereden geldiğini öğrendim.

 

Bizim nesil Nuh’la büyüdü. Kimimiz kasabada kaldı, kimimiz ayrıldı. Nuh ömrü boyunca sırtında küfesiyle Pendik’in sokaklarında yürümeye devam etti. Yüzünde, bakışlarında ne bir fesatlık, bıkkınlık, ne bir usanma gördüm, ne de dilinden düşen bir serzeniş duydum.

 

İlerleyen yıllarda ben de o kasabadan ayrıldım. Çok sonraları Nuh’un vefat ettiğini duydum. Çocukluk yıllarımıza dair güzel olan çok şeyin yitip gittiği gibi o güzel insan da sonunda gitmişti.

 

Şimdi oturup, Nuh’un bende bu denli kalıcı biz iz bırakmasına neyin sebep olduğunu düşündüğümde bunun sebebinin yüzünde gördüğüm ifade olduğunu görüyorum. O zamanlar adını bilmediğim ve ne yazık ki artık insanların yüzünde görmenin güçleştiği ifade yani “tevekkül” olduğunu biliyorum.

 

Bunu anladıkça onun şakaklarından damlayan alın terine daha fazla saygı duyuyorum.

 

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Beni, güzel, hatırla, ,
Yorumlar
Anketler
Sizce erken seçim olur mu ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
63
0
7
3
20
30
2
Beşiktaş
62
0
4
8
18
30
3
Medipol Başakşehir
62
0
6
5
19
30
4
Fenerbahçe
60
0
4
9
17
30
5
Trabzonspor
46
0
8
10
12
30
6
Göztepe
44
0
10
8
12
30
7
Demir Grup Sivasspor
44
0
12
5
13
30
8
Kayserispor
44
0
10
8
12
30
9
Kasımpaşa
40
0
12
7
11
30
10
Evkur Yeni Malatyaspor
38
0
12
8
10
30
11
Bursaspor
36
0
14
6
10
30
12
Teleset Mob. Akhisarspor
35
0
13
8
9
30
13
Antalyaspor
35
0
13
8
9
30
14
Atiker Konyaspor
32
0
14
8
8
30
15
Aytemiz Alanyaspor
32
0
16
5
9
30
16
Osmanlıspor FK
32
0
14
8
8
30
17
Gençlerbirliği
30
0
14
9
7
30
18
Kardemir Karabükspor
12
0
24
3
3
30
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv