Yazı Detayı
08 Ekim 2017 - Pazar 19:21 Bu yazı 761 kez okundu
 
Garga mı vuracan Bay Bakan!
Ediz TUNCEL
 
 

Muhterem Dışişleri Bakanımız Bay Tahsin’in ABD’yi vuran Harvey kasırgasını solda sıfır bırakan bir süratle esmesi, sonra da kasırganın virüslerinden grip kapması, inanın beni de çok ama çok şaşırttı…

Rumların ise ödünü öyle bir patlattı ki Rumların ödü yerine atom bombası patlasaydı bu kadar ses çıkmazdı.

İyi ki Bay Tahsin Ertuğruloğlu bizim Dışişleri Bakanımız, Rumların bakanı olsaydı ve tehditlerini bize savursaydı, inanın ödümüz öyle bir patlardı ki Kuzey’de 12 şiddetinde deprem olur, adanın Kuzey’i hüp diye Akdeniz tarafından yutulurdu…

Bakmayın siz muhterem bakanımızın sosyal medyada gırgıra alınmasına filan, adam haklı mı haklı yani!

Yani ABD, İsrail ve Avrupa kökenli şirketler Rumlarla işbirliği yapacak ve burnumuzun dibindeki enerji kaynaklarını sömürecek, tansiyon yükselecek, ortalık ısınacak, biz da seyirci mi kalacağız!!!

Anında cevap vereceğiz elbette… Dünyanın en ünlü teknoloji merkezlerinden olan KKTC Dandikis Dundikis Osurikis Teknoloji Merkezi tarafından en gelişmiş uzay teknolojisiyle üretilen ve Beşparmakların üzerinde konuşlanmış nükler başlıklı füze rampalarımız harekete geçecek, Rumları ve ortaklık yaptıkları tüm şirketlerin platformlarını toz duman edecektir…

Hani, sanki da garga vururuk, aynen öyle!

Geriye kalan kırıntıları ise, eğer kalırsa, Bay Tahsin’in çok güvendiği Los Palavros KKTC Tepetaklakos Teknoloji Şirketi tarafından  en son üretilen ve Mağusa limanından törenle denize indirdiğimiz 500 savaş uçağı kapasiteli Ertuğruloğlu adlı uçak gemimizdeki uçakların kahramanca saldırıları  ve cevizcinin çuvalından cevizli başlık taşıyan nükler füzelerle atılacak cevizlerle tertemiz edilecektir…

Hani, sanki da guş lastiğiynan serçe vururuk, aynen öyle!

Böylece Üçüncü Kıbrıs Barış ve Garga Temizlik Harekatı da tarih sayfalarında yerini alacaktır,  Akdeniz’in güneyinde bize sormadan boy gösterecek olanların hali ne olur, dünyaya bir kez daha gösterilecektir!

Onun için herkes haddini bir tamam bilsin!

Bakın, soruyor Bay Bakan: Biz güya Kıbrıs Cumhuriyeti’ni birlikte kurmuşuz, hani Kıbrıslı Türkler nerdeymiş!

Düttürü düt bir dünya işte, o kadar dağılmışız ki, Kıbrıslı Türkler olarak nerdeyiz, haberi yok Bay Bakan’ın!

KKTC’deyiz, KKTC’de…Hani şu Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan, kendisinin de hasbel kader  dışişlerine dıştan boş boş bakan (zaten kendisine soran yok, olmaz da), arada bir  da işkembeden salladığı laf salatasıyla ortalığı şenlendiren bir bakan olduğu devlette!!!

Rumlar ise güneyde, hani şu geçen gün Türkiye’nin bilmem ne futbol takımıyla Rumların bilmem ne futbol takımlarının milli maç yaptığı ve 85 milyonluk Türkiye milli takımının 800 bin kişilik Rumların milli takımından dayak yediği yerde, iki adım ötemizde!!!

Zavallı Türkiye milli takımı “Fenerbahçe’nin meşhur fanatik amigosu” gidip de kendilerine destek vermediği için çok üzülmüşler, tanımayız diyerekten gündüz kavga edip de gece hırsızlığa beraber çıktıkları Rumlarla yaptıkları maçta fena halde morarmışlar,  sonra da kuyruklarını kıstırıp Yunanistan üzerinden Türkiye’ye dönmüşler…

Çünkü Bay Dışişleri Bakanı üzerine düşeni yapmamış, KKTC’de bir moral tatili yapmaları ve kendisinin bizzat milyon dolarlık projelerin peşinde koşturduğu Ercan’dan geri dönmeleri için  ayaklarının altına kırmızı halı döşememiş, o sırada KKTC’de yaşayan Maronitlere, Rumlara gelen bolibiflerin, hellimlerin fiyatıyla, fasulyanın yahnisiyle filan uğraşıyormuş!!!

Vah da ne vah!

Bu arada, bu çok önemli görevler icra eden şahsiyetin ulaştığı mertebe o kadar dayanılmaz ve kıskandırıcı bir hal almış ki, birileri (başta KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ve muhalefet olsa gerek), “alışılan bir senaryoyla kendisini şaibelendirme, yıpratma, alay etme, hakaret etme, savunduğu tezleri anlamsız kılma adına çalışmalar yapıyormuş!!!

Vay be!

Balon pof dedi, patladı!

Bu mühim şahsiyeti birileri şaibelendirme çalışmaları yapıyormuş, yıpratmaya çalışıyormuş, alay ediyorlarmış, savunduğu tezleri anlamsız kılma çalışmaları yapıyorlarmış!!!

Ayıp yahu, vallahi ayıp, hiç yapılır mı öyle şeyler Bay Bakan’a!

Bu arada, DGP genel başkanıyken ofisinde masasının tam önündeki duvarda asılı duran Atatürk portresini indirip de yerine Recep Tayyip Erdoğan portresini astığında, onun yanına da ufacık bir Abdullah Gül resmi iliştirdiğinde, ve her Allah’ın günü bütün gün elinde sigarasıyla RTE portresiyle kah baygın, kah aygın gözlerle karşılıklı bakışırken ve kendini kapı dışarı eden UBP’lilere ve “Hanedan’a” ağzına geleni söylerken,  o zaman koltuk uğruna savunduğu ve savunabileceği SİYASETTE 360 DERECE FIRILDAKLIK VE HANEDAN İLE SAVAŞ tezinin şu anda ne hallerde olduğunu da çok ama çok merak ediyorum!

Tam da bu teze uygun şekilde, ağzına geleni saydırdığı UBP’ye Hanedan düşmanı İrsen Küçük ile işbirliği yaparak ve DGP’de ortaya konan tüm idealleri ve ideolojileri de anında çöpe atarak yan kapıdan girince ve İrsen Küçük ile “Hanedan” savaşında en sonunda İrsen Küçük kaybedince,  Derviş Bey’in karşısında hazır olda durup da tükürdüğünü yaladıktan, UBP’de siyasetin Hanedan kapısından geçtiğini bir kez daha kabullendikten ve Hanendan’a biat ettikten sonra hasbel kadar bakan olunca, işin keyfini sürüyor ve devam ediyor Bay Bakan ve diyor ki… “Gerek KKTC’de, gerekse yabancı ülkelerde bu konuyu her gündeme getirdiğimde bunun yanlış algılanmaması gerektiğini, bu söylediklerimin hükümetin bir çalışması sonucu ortaya çıkan değerlendirmeler olmadığını, bunların tamamen benim kişisel görüşüm olduğunu hep söyledim. Bugün gündeme getirilen eleştirilerden bir tanesi, kendi kişisel görüşlerini sanki Kıbrıs Türk halkını bağlayıcıymış gibi satmaya çalıştığı yönünde görüşler var. Tümüyle reddederim…”

Aaaaa!!!

Hade yahu!

Bay Bakan, bir devletin bakanlık koltuğunu herhalde kahvehane, meyhane koltuğu filan sanmış, kendi kafasına göre o koltuktan desteksiz sallarken ulusal ve uluslar arası politikanın işkembe çorbası ile sigara dumanı arasında gidip gelen bir meyhane garnitürü olduğunu filan sanıyor herhalde…

Kendi deyimiyle, ne hükümetten ne de halktan destek almadan yapılan “desteksiz atışları”  ise ne hükümetin, ne bir çalışmanın ve Kıbrıs Türk halkının görüşü değilmiş, sadece kendi görüşüymüş!!!

Elbette değildir, olmaz ve olamaz da!

Çünkü Kıbrıs Türkü henüz kafayı tam anlamıyla üşütmemiştir, aklını peynir ekmekle yememiştir!

Dahası, Doğu Akdeniz’de çalışma yapan süper güçlerin şirketleri vurmakla avda garga vurmanın, serçe vurmanın hiç benzemediğini herhalde bilmektedir ki kendisine “aklımızla alay etme” diyebilmektedir…

Amma ve lakin, çok ısrar edersen, adama derler ki, sıkarsa hade vur da görelim!

Merak ettiğim konu ise şu: İktidar partilerinden hiçbirinin yetkilileri çıkıp da bir bakan olarak senin kafana göre ikide bir desteksiz atışlarından bıktık usandık, nedir senin vurduğun, garga mıdır vuracağın da ikide bir atarım, tutarım, asarım, keserim havasında nutuk atıyorsun, kendi kafana göre politika belirliyorsun, sonra da bir hükümet üyesi olarak benim söylediklerim beni bağlar, hükümeti bağlamaz diyorsun, nerde görülmüştür bir hükümet üyesinin kendini alemin akıllısı sanması, palavra şampiyonluğuna soyunarak milletin beyniyle alay etmesi,  ikide bir desteksiz atış yapması ve halkın gözünde rezil olması!!!… diye kamuoyu önünde sorduğunu da göremedim…

Ne dersiniz a refikler, sizin bakan ABD-AB-İsrail-Rum şirketlerini vururuz derken garga ile ABD-AB-İsrail savaş uçaklarını ve füzelerini birbirine karıştırmış olmasın sakın.

Bir tuhaflık, dahası çok ciddi vahimiyet var bu işte, bir icabına bakın erken zamanda!

 

 

 
 
 
Etiketler: Garga, mı, vuracan, Bay, Bakan!,
Yorumlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv