Yazı Detayı
22 Kasım 2016 - Salı 09:57 Bu yazı 1393 kez okundu
 
Gözlerim Acıyor!
Şafak YOLCU
 
 

Geçenlerde bir arkadaşla sohbet ediyorduk. Birden cep telefonunu çıkarıp bana üç tane cıvıl cıvıl lise öğrencisi kızın fotoğrafını gösterdi. Hemen ardından onlarla hiç tanışmadığını fakat yıllardır kendisi ve iki arkadaşıyla birlikte onların eğitim masraflarını üstlendiğini söyledi. O anda yüzündeki mutluluğu görmeliydiniz! Düşünsenize; herhangi bir coğrafyada, hiç tanımadığınız, ihtiyaç sahibi olan pırıl pırıl zihinlere yepyeni bir dünyanın kapısını açıyorsunuz… Onların büyüdüklerini, aldıkları başarı notlarını, karnelerini düzenli olarak mesaj yolu ile alıyorsunuz. Aldıkça da mutluluğunuz katlanıyor. Sohbet bittiğinde asıl mutluluğun verirken göstermek değil, göstermeden vermek olduğu bir kez daha teyit edildi. Böylelikle bu haftaki yazımın konusu da kendiliğinden belirlendi. Bu vesileyle şahit olduğum, yaşanmış trajik bir olayı sizlere aktarmak istedim.

 

Sene, geçmişten bir takvim. İstanbul’da doğmuş, büyümüş bir genç kız. Hayatının cıvıl cıvıl baharında, yani henüz on yedi yaşında. Evde yaşanan ve bitmek bilmeyen kavgalar, evlâtlarının yüzüne “Benden buraya kadar! İnin artık sırtımdan!” diye bağıran sorumsuz bir baba, pencereden dahi dışarı bakmasına izin vermeyen dayakçı ve despot bir ağabey, diğer yanda evlatları için saçını süpürge eden, buna rağmen her gün kocasından dayak yiyen fedakâr bir annenin çaresizliği...  Tüm bunların akabinde görücü usulü iletilen ilk evlilik teklifinde aile kızı vermeyi kabul ediyor. Damat adayımız işe bu esnada otuz beş yaşında. Ortada ne bir cebir ne de bir hile mevcut. Herşey ananelere uygun tecelli ediyor. Kızımız damat tarafından Allahın emri peygamberin kavliyle ailesinden isteniyor. Ailesi de bu evliliğin gerçekleşmesi için onay ve imza veriyor. Aksi takdirde resmi bir nikâh söz konusu olamıyor.

 

İmzaların atılmasından sonra damat, gelini alıp kendi yaşadığı ülkeye götürüyor. Kızımız kanaatkâr ve saygılı bir kız olduğu halde damadın ailesi onu bir türlü kabullenemiyor. Bunun sebebi ise bu evlilik kararını damadın tek başına almış oluşu. Biraz da aile mirasına yabancı birisinin pat diye dâhil edilişi! Daha ilk günden başlayan hakaret, iftira ve aşağılama içeren çirkinliklerin ardı arkası kesilmiyor. Ailesinden gelen “mirastan mahrum edilme” tehditleri karşısında çok geçmeden aynı psikolojik işkenceye damat da dâhil oluyor. Haftalar ayları kovalarken kızımız gurbet elde dayakla tanışıyor. Başlarda arada bir yediği dayak, kısa zaman içinde rutin halini alıyor. Gözünün üstünde kaşın var misali…

 

Yine kendisinden on sekiz yaş büyük olan kocasından dayak yediği gecelerden birinde, hıçkırıklar ve çığlıklar içinde, zorla sahip olunarak hamile bırakılıyor. Dilini bile anlamadığı bir ülkede, sevdiklerinden binlerce kilometre ötede, hiç tanımadığı insanlardan oluşan bir çevrede, kocasının ve onun ailesinin hizmetçiliğini yaparken fiziksel ve sözlü saldırılara boyun eğmek zorunda kalıyor.

 

Nihayetinde sancılı bir süreç içinde evladını dünyaya getiriyor. İşkence doğumdan sonra daha da şiddetlenerek sürüyor. Kızımız anne olduktan sonra dayağa direnmeye teşebbüs ettiğinde ise evladını elinden alıp kapının önüne koyulmakla tehdit ediliyor. Kızımızın elinden pasaportu, evin anahtarı, cüzdanı, kimliği, kısaca her şeyi alınıp el koyuluyor.

 

Bu hakaret ve dayak dolu işkence tam iki sene devam ediyor. Bu zaman içerisinde aklına kocasını ve onun ailesini öldürmekten tutun da kendini öldürmeye varana dek, her türlü senaryo geliyor. Ancak ailesinden aldığı ahlâk ve evlâdını geride annesiz, üstelik böyle merhametsiz bir ailenin umuduna bırakma korkusu onu bu kötü düşüncelerden alıkoyuyor. İki sene sonra tahammül sınırı bitip bıçak kemiğe dayandığında kızımız evlâdı kucağında, hapis tutulduğu yer evinin penceresinden atlamayı göze alıyor. Beş parasız, vücudunun her yerinde gözüken morluk ve çürüklerle birlikte büyükelçiliğe sığınıyor. Elçilik tarafından darp raporu tutulduktan sonra hemen aynı gün içerisinde, ülkesine giden ilk uçağa bindirilip evlâdıyla birlikte pasaportsuz uçuşu temin ediliyor.

 

Bundan sonrası sizin de tahmin edeceğiniz gibi -kısmen de olsa- mutlu son...

 

Hikâyemizin kahramanı olan kız yaşadıklarının etkisinden yıllarca kurtulamadı. Ölene dek evlâdının babasını bir daha hiç görmedi. Buna cesaret dahi edemedi. Çünkü ona her baktığında gözlerinin acıdığını hti. Sanki yürüyüp geçtiği her köşe başından o adam fırlayıp kendisine saldıracak, eskiden olduğu gibi hırpalayacak endişesiyle nefes alıp verdi. Ülkesine döndükten sonra psikolojik tedavi gördü. Dayak yerken başına aldığı darbeler yüzünden beyin travması geçirdiği tespit edildi. Uzun yıllar sokağa her çıkışında çantasında bir ekmek bıçağı bulundurdu. Ruhsal açıdan yine sağlıklı bir birey olabilmesi ailesinin kendisine kucak açmasıyla, nice sonra mümkün olabildi. Kendince tek zaferi, kendi canını ve evlâdını o zalim ailenin elinden kurtarabilmek oldu.

 

Aslında bu hikâyeye pek de yabancı sayılmayız. Toplumumuzda bütün bunlara maruz kalan daha nice kızlarımız var. Çünkü toplum olarak şiddete meyilliyiz. Bundan daha vahimi ise biz ne yazık ki erkek egemen bir toplumuz. Üstelik her çocuk gelin, hikaye kahramanımız gibi evliliğini bitirme şansına sahip değil. Çünkü  geri dönecek, ona kucak açacak bir ailesi yok.

 

Gidişata bakılırsa yeni nesil kişiliği bastırılmış, sağlıksız, metruk insanlardan ibaret olacak. Çünkü baskı ve dayatma insanlarımız tarafından kanıksanmaya başladı. Aile içindeki şiddetten tutun da ayrıldığı karısını sokak ortasında döven, hatta silahıyla çekip vuran yobazların güç sergilediği bir cinnet devri yaşıyoruz. İnsanlar tüm bunları kanıksamaya başladığında “çocuk gelinler” artık gündemde bir konu başlığı olmaktan bile çıkıyor. Ben ise şahidi olduğum bu devirden hezimet ve insanlık adına utanç duyuyorum. Benim de gözlerim acıyor...

 

Sizce çocuklar şiddeti unutur mu? 

 
 
 
Etiketler: Gözlerim, Acıyor!,
Yorumlar
Anketler
Sizce erken seçim olur mu ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
63
0
7
3
20
30
2
Beşiktaş
62
0
4
8
18
30
3
Medipol Başakşehir
62
0
6
5
19
30
4
Fenerbahçe
60
0
4
9
17
30
5
Trabzonspor
46
0
8
10
12
30
6
Göztepe
44
0
10
8
12
30
7
Demir Grup Sivasspor
44
0
12
5
13
30
8
Kayserispor
44
0
10
8
12
30
9
Kasımpaşa
40
0
12
7
11
30
10
Evkur Yeni Malatyaspor
38
0
12
8
10
30
11
Bursaspor
36
0
14
6
10
30
12
Teleset Mob. Akhisarspor
35
0
13
8
9
30
13
Antalyaspor
35
0
13
8
9
30
14
Atiker Konyaspor
32
0
14
8
8
30
15
Aytemiz Alanyaspor
32
0
16
5
9
30
16
Osmanlıspor FK
32
0
14
8
8
30
17
Gençlerbirliği
30
0
14
9
7
30
18
Kardemir Karabükspor
12
0
24
3
3
30
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv