Yazı Detayı
20 Şubat 2017 - Pazartesi 19:20 Bu yazı 1626 kez okundu
 
İmam aksırırsa cemaat…
Şafak YOLCU
 
 

Geçtiğimiz günlerde basında günlerce yer alan kuyu köpeğin hikâyesini duymayan kalmamıştır sanırım. Çok şükür yavru köpek on gün süren çalışmalar sonucunda sağ salim kurtarıldı. Bu kurtarma çalışmaları sırasında dikkatimi çeken bir detay vardı. Bu haftaki yazımın konusunu da işte bu detaya ayırma ihtiyacını htim.

 

Ekranlarda görmüşsünüzdür, kuyu köpeği kurtarma çalışmaları oldukça çetin hava şartları altında yürütüldü. Günlerce, gecelerce ayazın ortasında, kimileri minicik bir çadırın içinde, kimileri de dışında, birbirini hiç tanımayan yüzlerce insan sırf bir canı kurtarabilmek için seferber oldu. Hatta yavru köpeğin çukurdan ilk çıkarılış anında insanlar sevinçten neredeyse çılgına döndü. Bu görüntüler elbette hepimizi mutlu etti. Benim ise aklımda ise deli sorular gezinmeye başladı. Şöyle ki o insanların arasında günlük yaşamda belki hiç tanışmayan, belki de tanışsa bile birbirine selam dahi vermekten imtina eden, kim bilir hangi etnik kökenden gelmiş ve yine kim bilir hangi parti taraftarı yüzlerce insan aynı ulvi gaye için kenetlenmişti. Yani gerektiğinde farklılıklarımızı bir kenara bırakıp, aynı sandalda olduğumuzu ve aynı yöne kürek çekmemiz gerektiğini halen hatırlıyoruz, bu kabiliyetimizi toplum olarak yitirmemişiz. Kuyu köpek bize bunu gösterdi. Bu, işin olumlu tarafı. Fakat insanın aklına şu soru geliyor; iyi de biz bu durumu günlük hayatımıza yansıtmayı neden başaramıyoruz?

 

Kiminle konuşsam geçmişe müthiş bir özlem, kime dokunsam bin ah, bin sitem… Herkesin dilinde şu cümleler; nerede o eski dostluklar, eski komşuluk ilişkileri, eski bayramlar, eski şarkılar vs… Bu liste yazmakla bitmez. Bazen televizyonda Adile Naşit ve Münir Özkul’un oynadığı eski filmlere denk geliyorum. Misal “Neşeli Günler” filmi… Ben dahi ailemle oturup, o filmleri bilmem kaçıncı kez ve hep aynı lezzeti genzimde hissederek izliyorum. 2012 yılından beri ekranlarda olan “Seksenler” dizisinin nasıl sevilerek izlendiği de ortada. Buradan yola çıkarak sizce de şunu söylemek mümkün diyebilir miyiz? “Bizi biz yapan değerleri hayatımıza yeniden katmaya toplum olarak acilen ihtiyacımız var. “

 

Birkaç yıl önce İstanbul ziyaretlerimden birinde bir apartmanın bahçe katında oturan dostumun evindeydik. Mutfağın penceresi, apartman bahçesinin giriş kapısına bakıyordu. Günlerden bir gün mutfakta kahvemizi yudumlarken camın önünden geçen apartman sakini bir kadının, nefret dolu gözlerle bize doğru baktığını ve bizim de duyabileceğimiz kadar yüksek bir sesle beddua okuyarak geçtiğini gördüm. Arkadaşıma neler olup bittiğini sorduğumda yanıtı şu olmuştu: “evde köpek beslemek günahmış. Bu tavırları o yüzden.” Bu arada arkadaşımın evinde yavru bir köpek beslediğini de hemen ekleyeyim. Ölmek üzereyken sokakta bulup evine almış. Yani hayatını kurtarmış, yani o da tıpkı kuyu köpek gibi kurtarılmış bir can dostuydu. Dostumun davranışını takdir ettim elbette. Fakat o gün komşu kadının bana yaşattığı şoku size anlatamam. Bir insanın diğer insana nefret dolu gözlerle bakması için aralarında nasıl bir kötülüğün yaşanmış olması gerektiğini hesap edemiyorum. İnsan ancak düşmanına öyle bakabilir. Bu kadın ise komşuydu, arkadaşımın her gün karşılaştığı, verdiği selamı dahi almayan, lanetler yağdıran bir komşu. Ama eminim kuyu köpek için o da endişelenmiştir, kurtarılması için bizler gibi o da günlerce dua etmiştir.

 

Kendime sorduğum diğer bir soru; kuyu köpek için seferber olan bir toplum, söz konusu komşunun köpeği olunca neden aynı şefkati gösteremiyor? Bizi böylesi tetikleyen, sabrımızı şarjör gibi ha bire dolduran şey nedir?

 

Bu bahsettiğim olay, toplum olarak nasıl kokuştuğumuzun, çürüdüğümüzün örneklerinden sadece birisi. Hatta belki de en masumu. Şort giydiği için otobüste genç kızlara yapılan saltolu saldırılara ne demeli? Özgecan’ın nasıl hunharca katledildiğini de unutmamak gerek. Geçtiğimiz günlerde toplu taşımada başka bir genç kızımızın başından türbanının saygısızca çekilip alınması olayı da var. Boşanmak istediği kocası tarafından sokak ortasında öldürülen kadınlar da var elbette. Ama adamları da takdir etmek lazım şimdi;  hiç birinin eyvallahı yok arkadaş! Sokak ortasında silahı çekip, kız arkadaşını, hayat arkadaşını, çocuklarının anasını “dan” diye vuruyor. Sonra arkasını dönüp, çekip gidiyor. Ama vardır mutlaka kadının bir kusuru, kabahati, hak etmiştir o onu… Sorgulamak eksik etek olarak bize düşmez!

 

Ama ben yine de ara sıra, haddim olmadan bu sorunları düşünüp, çare olarak insanların bu cinnet halinden ivedilikle sıyrılması gerektiğini düşünüyorum. Ülkeyi yönetenlerin toplumu acilen motive etmesi gerek. Kökümüz, kökenimiz ne olursa olsun, kime oy verirsek verelim, hangi kutsal kitaba inanırsak inanalım, her şeyden önce aynı milletin insanı olduğumuzun ve ancak parçalanmadığımız, birbirimize sımsıkı sarıldığımız, ayrım yapmadığımız sürece var olabileceğimizin bize her gün, gerekirse kafamıza vura vura hatırlatılması gerekiyor.

 

Bir milletin insani ve ahlaki değerlerini, toplumsal menfaatlerini hatırlaması için mutlaka bir felaket yahut doğal afet, yüzlerce can kaybı olması gerekmiyor. Bilakis, bu değerleri aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekiyor. Elbette burada birleştirici unsurlardan en önemlisi devleti yönetenler ve onların kullandığı üslup, hitap dili ve söylemleri. Yazımın başlığının sebebi de tam olarak budur. Baştakilerin yani devleti yönetenlerin ve tüm diğer siyasi parti liderlerinin toplumu yanlış yönlendirecek en küçük bir davranışı yahut söylemi, o toplumu oluşturan insanların devasa yanlışlar yapmasına çanak tutar, gerekçe yaratır, münasip bir kılıf oluverip çıkar. Bunun dışında, kitlelere ulaşma gücüne sahip olan her türlü yayın organının, haber ve program sunucularının da üslubuna azami dikkat etmesi gerekiyor.

 

Toplum olarak yaşadığımız topraklarda sevildiğimize, istendiğimize ve mutlu olmaya müthiş bir ihtiyaç duyuyoruz. Ne var ki bu duygudan yıllardır uzağız. Mutsuz olduğumuz için üretici, yaratıcı yönümüz de köreliyor. Çünkü acı çekiyoruz. Tıpkı Rus yazar ve düşünür Lev Tolstoy’un dediği gibi; “Bir insan acı duyarsa canlıdır. Başkasının acısını duyarsa insandır.”

 

Kendimden bir örnek vereyim. Yıllardır üyesi olduğum bir şiir paylaşım sitesi var. Ben dâhil diğer tüm üyeler tarifsiz bir isteksizlik hali içinde. Üzerimize kalın bir tabaka ölü toprağı atılmış gibi. Yıllardır siteye yeni şiir ekleyen yok. Aynı sitenin forum köşesinde üyeler birbirlerine “yeni şiir yok mu?” diye sorduklarında yanıt hep aynı “şiir yazacak hal mi bıraktılar?”

 

Mutsuzluk tıpkı bulaşıcı bir illet gibi, tahmin edemeyeceğiniz bir süratle yayılır. İçine çektiği insanlar günün birinde başkalarının mutluluğunu hazmedemez hale gelir. Sonunda sokakta, toplu taşımalarda birbirine düşmanca bakan, küfür eden, en ufak bir kıvılcımdan dahi patlayan, bir insanın canına kastetmeyi marifet sanan yaratıklardan oluşan bir toplum yaratırsınız.  İşte o zaman ortada yönetilecek bir ulus bile kalmayabilir.

 

Tam da bu yüzden diyorum ki; ey liderler, bizi moleküllerimize ayırmayın! Bizi bir zincirin güçlü halkaları gibi birbirimize yeniden bağlayın! Kardeş olduğumuzu, azim ve inançlarımızın aynı olduğunu bize yine, yeni, yeniden hatırlatın! Buna gerçekten çok ihtiyacımız var!

 

Unutmayın; Önderlerin görevi, yaşamı sevinç ve istekle karşılamak yönünde uluslarına yol göstermektir. (Mustafa Kemal Atatürk)

 

 

 

 
 
 
Etiketler: İmam, aksırırsa, cemaat…,
Yorumlar
Anketler
Sizce erken seçim olur mu ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
63
0
7
3
20
30
2
Beşiktaş
62
0
4
8
18
30
3
Medipol Başakşehir
62
0
6
5
19
30
4
Fenerbahçe
60
0
4
9
17
30
5
Trabzonspor
46
0
8
10
12
30
6
Göztepe
44
0
10
8
12
30
7
Demir Grup Sivasspor
44
0
12
5
13
30
8
Kayserispor
44
0
10
8
12
30
9
Kasımpaşa
40
0
12
7
11
30
10
Evkur Yeni Malatyaspor
38
0
12
8
10
30
11
Bursaspor
36
0
14
6
10
30
12
Teleset Mob. Akhisarspor
35
0
13
8
9
30
13
Antalyaspor
35
0
13
8
9
30
14
Atiker Konyaspor
32
0
14
8
8
30
15
Aytemiz Alanyaspor
32
0
16
5
9
30
16
Osmanlıspor FK
32
0
14
8
8
30
17
Gençlerbirliği
30
0
14
9
7
30
18
Kardemir Karabükspor
12
0
24
3
3
30
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv