Yazı Detayı
03 Nisan 2017 - Pazartesi 18:04 Bu yazı 860 kez okundu
 
KADINLARI ANLAMAK ZOR (MU?)
Şafak YOLCU
 
 

 

Bu haftaki köşe yazım için, özellikle erkek okuyucularıma yardımcı olacağına inandığım bir konu seçtim. Hepimizin aşina olduğu üzere toplumda kadınları anlamanın zor, hatta imkansız olduğuna dair kemikleşmiş bir algı yaygın. Konuyla ilgili çizilen karikatürlerde bile “Kadınları Anlama Klavuzu” başlıklı kitapların kalınlığı, neredeyse bir insan boyu yüksekliğinde tasvir edilir. Fasiküller dolusu okusanız bile kadınları anlayamayacağınız ima edilir. Böyle kadınlar yok mu? Tabii ki var. Ancak bütün kadınlar anlaşılması güç değildir. Bilakis, sizi hiç ikileme düşürmeyen, ne istediğini, ne yapacağını açıkça ifade eden ve tam olarak dediğini uygulayan kadınlar da var. Bunun yanı sıra, çözümlenmesi güç kadınlar kategorisine dahil olmamak, bunu yaparken hayatı kendileri için de kolaylaştırmak adına olabildiğince açık konuşup, dürüst davranan kadınların yalın ve gizemsiz oldukları için peşinden koşulmama, ilgisiz bırakılma, tercih edilmeme ve elenme riski olduğu da bir gerçek.

 

Konuya bu açıdan bakarsak, sırf bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için bile beraberliklerinde zor kadını oynayanların da olduğunu söylemek mümkün bence. Çünkü bir kadını anlamadığınız müddetçe onu analiz etmeye, sorularınıza yanıt bulmaya, ona olan ilginizi hep sıcak tutmaya çabalarsınız.

 

Acaba onu mutsuz eden şey ne?

Neden günlerdir yüzü gülmüyor?

Niye sürekli hasta oluyor?

Dün tartışırken gerçekten bunu mu demek istedi?

Şunu desem incinir mi?

Bunu yapsam kırılır mı? gibi sorularla boğuşmaya devam edersiniz.

 

Ta ki o kadının dehlizlerini, bilinmeyen yönlerini keşfedene, “iyiyim” derken bu sözcüğün içerebileceği onlarca ihtimali öğrenene dek. Tabii günün birinde muvaffak olup, o mertebeye ulaşabilirseniz.

 

Oysa açık ve net olan, yani anlaşılması zor olmayan kadınları analiz etmek gibi bir gereksinimiz yoktur. Onlar zaten yeterince şeffaftır.

Onlar “Kötüyüm” dediklerinde  gerçekten kötüdür.

Kendisine ulaşmanız için size çizdiği yol, engelsiz ve virajsızdır.

O yolda dilediğiniz kadar sürat yapabilirsiniz.

Öyle ki onunla göğüs göğüse çarpışabilir, onu veya kendinizi ağır bir biçimde yaralayabilirsiniz.

Çünkü o kadınlar, kendisinin veya sizin başınıza bir şey geldiğinde aldığı ve dahi açtığı yaraları tedavi etmeyi, akan kanı durdurmak için gerekirse feda etmeyi, vazgeçmeyi bilir.

O kadınlar hem eksik, hem yaralı, yoluna solo olarak devam edebilecek kadar gözü pektir.

Tam da bu yüzden genellikle yalnızdırlar.

 

Çevrenize bir göz atın; bu tanımlara uyan kaç kadın var? Bunların kaçı süregelen bir birlikteliğe sahip, kaçı ise yaşam mücadelesinde kan kaybına rağmen yalnız yürümekte? Burada bir yanlış anlaşılmayı da önlemek istiyorum. Elbette bunun aksi durumlar da mutlaka var. İstisnalar kaideyi bozmaz. Süregelen bir birlikteliği olan her kadın anlaşılması zor kadın olmadığı gibi, yalnız olan her kadın da tanımını yaptığım “açık sözlü, güçlü kadın” kategorisine dâhil olmak zorunda değil.

 

Bir ahbabım bir keresinde şöyle demişti; “Erkekler gözü pek, özgüveni yüksek, herkesin hayranlık duyduğu, güzel ve zeki kadınlara âşık olur. Fakat çoğunlukla bunun tam tersi olan kadınlarla evlenir.” Aslında bu cümle bile başlı başına ayrı bir yazı konusu. Bir ara bunu da yazarım. Fakat şimdi konumuza dönelim ve izninizle ben yazıma yine bir örnekle devam edeyim;

 

Yıllar önceydi. Çapkın bir arkadaşım nihayet evlenmeye karar vererek çok güzel bir kadınla hayatını birleştirdi. Evlendiklerinde arkadaşım otuzlu yaşların ortasında, kadın ise yirmili yaşların başındaydı. Yani her ikisi de sağlıklı ve gürbüz diyebileceğimiz yaşlardaydı. Severek evlendikleri halde düğünden kısa bir süre sonra sorunlar başladı. Adam müzisyen olduğu için geceleri sahneye çıkmak durumundaydı. Ama bunu yaparken karısını da evde yalnız bırakmayıp, beraberinde götürüyor, onu sahneye en yakın masaya oturtuyordu. Kadın ilk olarak adamın yaptığı meslekten rahatsızlık duymaya başladı. Etraftaki kadınların kocasına gösterdiği ilgi, onu hayli tedirgin ediyordu. Mesleği bırakmasını talep etse kavga çıkabilir endişesiyle, her gece dışarıda olmaktan sıkıldığını öne sürerek evde kalmaya başladı. Adam doğal olarak ekmeğini kazanmaya yani geceleri sahneye çıkmaya devam ediyordu. Kıskançlığın pençesindeki kadın başka bir bahane bulması gerektiğini anlamıştı. Bu kez vakitli vakitsiz peydahlanan şiddetli karın ağrıları baş göstermişti. Adam sahnedeyken ansızın bastırıyordu ağrıları. Adam birkaç gece programını yarıda kesmek zorunda kaldıktan sonra kararını verdi ve akşamları evinde, karısının yanında olabileceği bir işe girdi.

 

Ancak kadının karın ağrıları dinmemişti. Bu kez de adamın cep telefonunda kayıtlı olan kadın isimleri canını sıkıyordu. Nitekim çapkınlığın saati yoktu. Sevdiği ve kıskandığı kocası akşamları evde olsa da gündüzleri ne yapıyordu kim bilir? “Bu böyle olmayacak dedi” kadın sonunda. Sağlık sorunları nedeniyle(!) Akdeniz’e yerleşmesinin ona iyi geleceğine kocasını inandırdı. Böylelikle Akdeniz’e yerleştiler.

 

Adamın annesi, oğlunu özledikçe otobüse atlayıp, ziyaretlerine gider olmuştu. Her gittiğinde oğluyla gelininin dağınık olan gardırobunu düzenler, kendince gelinine yardım ederdi. Ancak kadın kahramanımız burada da mutlu değildi. Kocasının işletmeye başladığı otelin barına ve havuzuna gelen güzel, üstelik bikinili kadınların haddi hesabı yoktu. Dinmeye başlayan sağlık sorunları nüksetmişti. Artık bütün vaktini yatakta, ağrılar içinde kıvranarak geçirir olmuştu. Sevdiği adamın annesinin varlığı bile onun için rahatsız edici bir gölgeydi.

 

Evden şahsi eşyasının kaybolduğunu söyleyerek yeni planını uygulamaya başladı kadın. Adam duyar duymaz “temizlikçi kadını değiştirelim” dedi. Değiştirdiler. Ama kadın eşyalarının kaybolduğunu iddia etmeye devam ediyordu. En sonunda adamın annesi, sürekli ortaya atılan suçlamalardan rahatsızlık duyup, oğlunu özlemeyi göze alarak, o eve ayak basmamaya karar verdi.

 

Hikâyeyi kısa keserek, varmaya çalıştığım noktayı sizlerle paylaşacağım. Kadın kendisini rahatsız eden durumları kocasına hiçbir zaman açıkça dile getirmedi. Kusur olarak gördüğü her şeyi bir kendi kurgusu olan bir başka kusurla gerekçelendirdi. Hayatlarında yeni problemler doğmasına sebep olacak davranış biçimleri geliştirdi.

 

Adam ise evliliği boyunca karısını mutsuz, hasta ve tedirgin eden bütün unsurları  yok etme, karısına olan sevgisini ispatlama gayreti içindeydi. Bu nedenle onun her dediğini yaptı. Demediklerini ve işitemediklerini de kendince hmeye ve anlamlandırmaya çabaladı. Kadınla hiç göğüs göğüse çarpışmadı çünkü karısı çok güçsüz, çok narin ve kırılgandı. En ufak bir sözden bile incinebilirdi. Üstelik de hastaydı! Bu yüzden yıllar sonra boşanırken tazminat olarak hayatındaki bütün birikimi olan, yazlık bir beldede satın almış olduğu iki adet arsasını, aylık yüklü bir nafakayı ve yaşadıkları kurulu evin bütün eşyalarını, kendi arzusuyla kadına bıraktı. Ceketini alıp çıktı. Hatta daha fazlası olsa onu da verebilirdi.

 

Buraya kadar herşey tipik bir boşanma davası gibi gözükebilir. Şimdi sıkı durun; kadın, boşanma gerçekleştikten sonra bile her türlü kişisel, hatta ailevi ihtiyaçlarında adamı arayıp, maddi ve manevi yardım almaya devam etti. Gerek doktor randevularında gerekse çarşı işlerinde adamı hep yanında istedi. Bu talepkâr tavırları birkaç yıl sürdü. Ta ki adam yeniden evleninceye dek... Adamın ikinci eşi olaya el koyduktan sonra kadın da kısa sürede birini bulup, evlendi.

 

Anlaşılması zor kadın, tek başına kalmaktan korkan, bu sebeple ince hesaplar yapan kadındır. Güçsüzdür, çevresinde sürekli birilerine ihtiyaç duyar. Dilek ve şikayetlerini size hiçbir zaman açıkça söylemez. Çünkü terk edilmekten korkar. Bunun yerine sizinle iletişime geçerken, kırk yıl düşünseniz bile aklınıza gelmeyecek yöntemler bulup, sizin ilginizi daim kılabilmek adına farklı gündemler yaratır. Bağımlıdır, başını yaslayacağı bir omuz olmadan nefes bile alamaz.

 

“Bugün keyfim yok” dediğinde en az birkaç hafta geriye gidip, düşünmenizin vakti gelmiştir. Mutlaka hoşuna gitmeyen, fakat sizi kaybetmemek için dile getiremediği bir davranışınız olmuştur.

 

“Bugün neren ağrıyor?” sorunuza “kirpik diplerim” diye cevap veriyorsa bilin ki canını fena halde sıkmışsınızdır. Bu davranışınızın bedeli upuzun, kapris ve gizem dolu dehlizler olabilir.

 

Anlaşılması zor olmayan kadınlar ise güçlüdür;

Onlar kendi omzunda ağlar!

Sızlanmaz!

Lafı dolandırmaz!

Kurgulamaz!

Kurcalamaz!

 

Bilir ki vazgeçmek gerekiyorsa yalnızlık kaçınılmazdır.

 

Bilir ki insan ne kadar güçlüyse sınandığı acılar da o denli yıkıcıdır.

 

Yine bilir ki bıçağın taşla bilenmesi tam da bundandır...

 

 

 

Ahmet Altan’ın çok sevdiğim bir yazısında dediği gibi;

 

“Hayat, kutsal kitaplarda anlatıldığı gibi kat kattır.

 

Bir erkeği hayatın içinde kadınlar gezdirir, hayatın katları arasında kadınlar dolaştırır.

 

Hayatınız, seçtiğiniz kadındır.”

 

 

 

 
 
 
Etiketler: KADINLARI, ANLAMAK, ZOR, (MU?),
Yorumlar
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir
27
0
1
3
8
12
2
Galatasaray
23
0
3
2
7
12
3
Kasımpaşa
22
0
4
1
7
12
4
Yeni Malatyaspor
21
0
3
3
6
12
5
Antalyaspor
20
0
4
2
6
12
6
Ankaragücü
19
0
5
1
6
12
7
Beşiktaş
18
0
4
3
5
12
8
Göztepe
18
0
6
0
6
12
9
Konyaspor
17
0
3
5
4
12
10
Trabzonspor
16
0
4
4
4
12
11
Sivasspor
14
0
4
5
3
12
12
Bursaspor
13
0
3
7
2
12
13
Fenerbahçe
13
0
5
4
3
12
14
Akhisar Bld. Spor
12
0
6
3
3
12
15
Kayserispor
12
0
6
3
3
12
16
Alanyaspor
12
0
8
0
4
12
17
Bb Erzurumspor
11
0
5
5
2
12
18
Çaykur Rizespor
8
0
6
5
1
12
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv