Yazı Detayı
09 Ekim 2017 - Pazartesi 22:31 Bu yazı 942 kez okundu
 
Kimin Efendisi?
Şafak YOLCU
 
 

Kendimi bildim bileli sokak hayvanlarını elimden geldiğince beslemişimdir. Beşinci katta geçen çocukluğumdan beri, ne zaman sokaktan bir kedi veya bir köpek sesi duysam elime geçirdiğim bir kabın içine yiyecek koyup, koşarak aşağıya inmişimdir. Şimdilerde bayrağı benden devralan kızım aynısını yapıyor.

 

Sokak hayvanlarıyla aram hep iyi olmuştur. Onları bulunduğu ortamdan koparmadan, birlikte takıldıkları çeteden ayırmadan onlara yardım etmekten hep mutluluk duydum. İnancım odur ki her canlı ait olduğu ortamda daha mutlu yaşar. Eğer bir canlıyı ait olduğu ortamdan koparırsam onun mutsuzluğuna sebep olacağımı düşünürüm ve bundan hep sakınırım. Ona sunduğum imkânlar sonsuz bile olsa alıştığı çevreden mahrum bırakmak ona bir ceza gibi gelir diye düşünürüm.

 

Böyle düşünmeme sebep elbette bununla sınırlı değil. Sahiplenilen ve bir bahçeye yahut bir eve kapatılan, nasıl davranması gerektiği sahipleri tarafından dikte edilen hayvanların davranış biçimlerinin de değiştiğini düşünüyorum. Elbette tecrübelerimden yola çıkarak bunu söylüyorum.

 

Eminim ki içinizde, etrafı duvarla çevrili bir bahçenin önünden geçerken demir kapının arkasındaki saldırgan görünümlü, ağzı köpürmüş bir köpeğin hırlamalarına maruz kalmış birçok insan vardır. Hatta bazen bu hırlamalar öyle boyutlara ulaşır ki arada kapı olmasa o köpeğin sizi parçalayacağını düşünürsünüz. Benim de başıma sıkça gelen bir durum bu. Yaşadığımız mahallede yolumun üstündeki bir bahçede yaşayan bir köpek oradan her geçişimde aynı şirret davranışı sergiler ve ben o köpeğe baktığımda şımartılmış, agresif bir çocuk görürüm.

 

Oysa sokakta başıboş yaşayan aynı cins köpekler ben geçerken bırakın havlamayı, kuyruklarını sallayarak yanıma gelip, bana evime kadar eşlik eder.

 

Sokak hayvanlarının kaprisi, şımarıklığı yoktur. Çok istisnai durumlar dışında saldırganlığı da yoktur. Çünkü hayat deyim yerindeyse onları “döve döve” yola getirmiştir. Sokakta yaşayan diğer tüm canlılarla, açlıkla, soğukla, kısacası etraflarındaki her şeyle nasıl başa çıkacaklarını gayet iyi bilirler. Gözlerinize bakarken merhamet dolu bakarlar. Öyle ki size adeta insanlık dersi verirler.  

 

Birçoğunuza garip gelebilir ama ben yukarıda saydığım sebeplerden ötürü hayvanların doğal ortamlarından koparılarak “sahiplenilmesi” taraftarı değilim. Zaten sahiplenme sözüne de hiç sıcak bakmam. Bana göre insan ne doğanın, ne de diğer canlıların sahibi olacak yetidedir. İnsan olsa olsa sokakta yaşayan canlılara yardım elini uzatır, onları soğuktan koruyacak barınaklar yapar, düzenli olarak besler, hasta olan varsa tedavisini yaptırır ve sonrasında yine onu ait olduğu doğasına geri bırakır. Bu işin bencesi böyle.

 

Bu konuda idolüm Büyükada’dır. Orada yaşayan çocukluk arkadaşım vesilesiyle yolum geçmişte sıkça Büyükada’ya düşmüştü. Gidenleriniz de bilir. Orada sokaklar kedi, köpek ve martı sesleriyle doludur. İnsanlar ve belediye çalışanları o canlıları düzenli olarak besler. Böylelikle tüm canlılar bir arada huzur içinde yaşar. Orada sokaktaki kediler, köpekler ve dahi martılar herkesindir, onlardan herkes sorumludur. Adada kurdukları o muhteşem dengenin sebebi de tam olarak budur.

 

Bu sistem başka yerlerde uygulanamaz mı? Elbette uygulanır. Ancak bunun için hepimizin bu bilince sahip olması gerekir. Sokakta yaşayan diğer tüm canlıların karınlarının tok olması, sağlık durumlarının iyi olması, kış geldiğinde içine girecekleri barınaklarının olması gerektiği ve tüm bunlardan kendimizi sorumlu tuttuğumuz bir bilinç düzeyinden bahsediyorum. Açıkçası küçüklüğümde bana bu bilinci kimse aşılamadı. Fakat çocuklarımıza evde, aile ortamında bile vereceğimiz bir eğitimle bunu başarabileceğimize inanıyorum. Zira bu tür öğretiler okulda kazanılmıyor. Yaşam boyunca bizi biz yapan değerlerin ve bilgilerin büyük çoğunluğunu küçük yaşlarda evde, ailemizden öğreniyoruz.

 

Bir düşünsenize; yaşadığınız kentin sokak hayvanlarıyla düzenli olarak bir araya geldiğinizi, onları haftanın belirli günleri besleyip, başlarını okşayıp, birkaç dakika bile olsa birlikte vakit geçirdiğinizi, onların barınaklarda, kafes içlerinde kötü koşullarda, sevgisiz değil, sokaklarda yani doğal ortamlarında özgürce, sevgi dolu, sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşadığını. Sizce de hayat daha güzel olmaz mıydı? Bence böyle bir beldenin hayali bile güzel.

 

Bildiğim kadarıyla ülkemizde kısıtlı imkânlarla bu yardımları yapmaya çalışan üç beş dernek var. Sosyal medyada sıkça maddi ve manevi yardım duyurusu yaptıklarını görüyorum. Çünkü diğer canlılara karşı duyarlı olan insan sayısı çok az. Diğer bir deyişle sokak hayvanlarının yaşamlarını idame ettirebilmeleri için gösterilen ilgi ve destek yetersiz kalıyor. Bence bu derneklerle de organize olunabilir.  Tüm mahalle çoluk çocuk toplanıp, pikniğe gider gibi sokak hayvanlarıyla buluşmaya gittiğinizi bir hayal edin. Bence her buluşma, yeni bir bayram sevinci olurdu.

 

Hiçbir şey yapamıyorsanız bile çocuklarınıza bu bilinci aşılayın lütfen. Hayvan sevgisi bir kediyi, köpeği alıp eve veya bahçeye kapatmak, onu düzenli olarak besleyip, sağlık kontrollerini yaptırmak, buna karşılık ona nasıl davranması gerektiğini öğretmek, onun karakterini değiştirmek, günde bir kez yürüyüşe götürmek değildir. Bilakis gerçek sevgi, sevdiklerinizin yaşam hakkına saygı duymayı gerektirir. Ait oldukları yerde özgürce yaşamalarına olanak tanımadıktan sonra, yedirdiğiniz en pahalı mamalar bile bence değersizdir.

 

Bahçenizde mutlaka bir canlıyı beslemek istiyorsanız besleyin ama bunun ardından bahçe kapınızı kilitlemeyin. Bırakın o canlı ait olduğu yere geri dönsün. Nasıl olsa yine gelir ve siz yine onu beslersiniz. Bahçenizin güvende olmasını istiyorsanız bunun yolu azgın ve hırçın köpekler yaratmak değil, kamera ve alarm sistemi satın almaktır.

 

Lütfen beslediğiniz hiçbir canlının sahibiymiş gibi davranmayın, kendi egonuzu tatmin etmek için hiçbir canlının davranış biçimini değiştirmesine sebep olmayın.

 

Çünkü insanoğlu bir tek kendisinin efendisidir, başka hiçbir canlının değil!

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Kimin, Efendisi?,
Yorumlar
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv