Yazı Detayı
15 Haziran 2019 - Cumartesi 09:57 Bu yazı 808 kez okundu
 
Polisi bırak, aynada yüzüne bak!
Ediz TUNCEL
 
 

Nerdeyse iki, hatta üç aydır memleketteki, bölgedeki sorunlarla ilgili olarak elim köşe yazısı yazmak için klavyeye gitmiyor.

Elimden gelse kulaklarımı ve gözlerimi herşeye ve herkese karşı kapatacağım, kapatacağım çünkü umudumu nerdeyse hepten kestim.

Bu küçük ülkede ve artık toplum olma özelliğini çoktan kaybetmiş bu ne idüğü ve sayısı belirsiz toplumda alt kimlikmiş, üst kimlikmiş, eğitimmiş, sağlıkmış, trafikmiş, asayişmiş, ahlakmış, şuymuş buymuş diye birşey kalmadı.

Herşey ve toplumun büyük bir kesimi tamamen kokuşmuş durumda.

Bunun da tek suçlusu Kıbrıs Türkü’nün ta kendisidir…

Son günlerde memlekette yaşanan kriminal olaylardan polis örgütü sorumlu tutulmaya çalışılıyor, bazı odaklar ki kendilerinin nasıl kokuşmuş oldukları tas gibi ortadadır, polisi zan altında bırakmak için algı operasyonlarıyla ellerinden geleni yapıyorlar…

Diğer taraftan, polis askere bağlı olduğu için başlattıkları karalama kampanyasında bunun ucunu dolaylı olarak askere dokunduruyorlar!

Peki kim bunlar, bu ülkeye gelen yabancılar mı, Rumlar mı,  Türkiyeden gelenler mi, yoksa yerli Kıbrıslı Türkler mi!!!

Malesef ki bunlar has be has Kıbrıslı Türklerdir, hem de Kıbrıslı Türkün “en adi, en aşağılık, en üçkağıtçı, en sahtekar” cinsinden olanlarındandır…

Bu sahtekar tayfasına bazı sorular soralım, bakalım ne diyecekler;

Bu memleketi sorma gir hanına çeviren polis mi?
Bu memleketi açık hava tımarhanesine çeviren polis mi?
Yıllar yılıdır eksik personel ve eksik teknik altyapı ile çalışan polisin ihtiyaçları giderildi mi?
Yıllar yılıdır örgütlü suçla etkili şekilde mücadele edebilmek için polisin istediği yasalar çıkarıldı mı?

Bunların tümüne de verilecek cevap “hayır”dır ve bu durum da doğrudan doğruya polise acımasızca saldıranlara yaramaktadır, en basitinden teknik takip yasaları olmadığı için organize suçlularla bu çirkef tayfasının ilişkileri polis tarafından takip edilememektedir…

Bugün ülkede yaşanan sorunların sorumlusu ne  polistir, ne Rum tarafıdır, ne Türkiye’dir, ne de bu ülkeye elini kolunu sallaya sallaya girip de bela çıkaran ne idüğü belirsizler sürüsüdür…

Bugün bu ülkede ve toplumda yaşanan sorunların tek sorumlusu bu ülkeyi yöneten siyasiler ve onları tekrar tekrar seçen, sonra da seçtiğine söven, sonra sövdüğünü kısa günün karı uğruna tekrar seçen halkın ta kendisidir…

İşte bu yüzden bu halk ve Kıbrıs Türkünün “en adi türlerinin” medyadaki tetikçileri öküz altında buzağı arar gibi polisi abuk subuk şekilde eleştirmektedirler, kendi gözlerine giren merteğe bakacaklarına polisin gözündeki tozu mertekmiş gibi göstermektedirler, aynada kendi suratlarına bakıp, kendi çirkeflikleriyle yüzleşeceklerine çirkeflerini sağa sola saçmaktadırlar…

Polis Genel Müdürlüğü de bu adiliklere sessiz kalmamalı, çirkef atmaya çalışanları kendi pislikleri içinde boğmak için elinden geleni yapmalı, foyalarını meydana çıkarmalı, polis örgütüne neden bu kadar acımasızca ve alçakça saldırdıklarını ortaya koymaktan çekinmemelidir.

Polis örgütünün özlenen, arzu edilen dört dörtlük hizmeti çeşitli sebeplerle, ki bir kısmını yukarda belirttim, veremediği, kendi içinde de sorunlu ve görevini layıkıyla yapmayan şahıslar barındırdığı bir gerçektir, ancak bu sorun her kurumda vardır ve topyekün polis örgütüne mal edilemez.

Bu yüzden polis örgütüne ve özellikle de Lefkoşa Polis Müdürü Ahmet Soyalan, Polis Genel Müdürü Süleyman Manavoğlu gibi bazı üst düzey yöneticilere karşı ince hesaplar içinde olan sahtekar tayfası ve tetikçileri tarafından yapılan saldırılarda polis örgütü sinip kalmamalıdır, gereken cevabı gerektiği gibi vermelidir, kendi içinden olup da dışardaki çirkef tayfasıyla işbirliği yapanları da deşifre etmelidir.

Eğer bu ülkedeki namussuzlar kendi çirkefliklerini örtbas etmek ve kendilerine karşı eylem yapacak polis, asker gibi kurumları ve başlarındaki şahısları sindirmek için bu kadar rahat bir şekilde saldırganlaşabiliyorlarsa, bir yerlerde yanlış giden birşeyler vardır ve polis örgütü de artık bunlara karşı ağzını açmalıdır…

Maddi ve manevi tüm değerlerimizin katledildiği bir ortamda susma zamanı artık çoktan geçmiştir.

……………………………

 

Benim “zoraki hükümet” dediğim ve ta başından beri zerre zırnık kamu faydası beklemediğim hükümet gitti, yerine UBP-HP koalisyonu geldi…

Bu arada, zoraki hükümeti bozan taraf olarak HP’nin başındaki şahıs olan Kudret Özersay yaylım ateşine tutuldu, bütün hataları ve söylediğinin tam tersini yapması yüzüne sayısız defalar vuruldu, ayrıca Ankara hükümetinin, yani AKP’nin dümen suyuna girdiği ve kontrolü AKP’ye kaptırdığı için bu şekilde davrandığı da defalarca yazıldı, çizildi…

Bu noktaya kadar Özersay’ı belki de basında en çok eleştiren köşe yazarı bendim, ama bu noktada Özersay’a hiçbir eleştiri getirmedim.

Neden mi eleştirmedim!

Çok basit…

Siyasette bir noktaya ulaşabilmek için elinden gelen herşeyi yapan Özersay, bir hükümetten çıkıp diğer hükümete girmesine rağmen en sonunda kendisini çirkefin tam da ortasında buldu muhtemelen artık neye bulaştığını da anlamıştır.

Peki ama, AKP’nin telkinleriyle de olsa bir hükümetten çıkıp da diğerine girmekle, suçlu sandalyesine oturtulmayı hak etmiş midir?

Bence değil, geçmişte çok daha çirkin siyasi manevraları da gördük…

Örneğin, CTP ile ÖRP macerasını unutmadık, ki Kıbrıs Türk siyasi sahnesinde bu kadar çirkin bir ayak oyunu daha görülmemiştir…

İrsen Küçük döneminde insanı çıldırtan rezillikleri gördük, memleketin tüm maddi ve manevi değerlerinin şahsi hırslar uğruna yerle bir edildiğini ve siyasilerin büyük kısmının buna seyirci kaldığını, halkın da gıkını çıkarmadan manzarayı seyrettiğini gördük…

Peki ama gerek CTP’liler, gerekse diğer siyasiler bu konuda hiç günah çıkardı mı, hiç hata yaptık dedi mi, hiç yaptıkları hatayı telafi etmek için en ufak bir çaba sarfetti mi?

Hayır, hiçbir şekilde hatalarını telafi etmek için kıllarını kıpırdatmadılar, halk da bütün bunlara rağmen yine gitti bunlara oy verdi…

Bugüne kadar söylediklerinin tam tersini yapmak haricinde, Özersay’ın bir hükümetten çıkıp da ötekine girmekle hata yaptığı iddia edilecekse, bu hatayı geçmişteki hatalarla da kıyaslamak, diğer hatalarla bu hatanın boyutu enine boyuna hesaplamak da gerekir…

Gerçek şudur ki, birkaç bakanın gayretleri haricinde, geçmiş hükümet tam bir fiyasko örneğiydi.

Et de ellerindeydi, bıçak da ellerindeydi, istedikleri kararları alabilecek pozisyondaydılar…

Isteselerdi sabah akşam uğraşıp, bu ülkedeki kaçak parayı kontrol altına alırlardı, ekonomiyi ve vergi sistemini, asayişi, trafiği, sağlığı, eğitimi düzeltmek için gerekenleri yaparlardı…

Ama bunlarda yaraya neşteri vuracak yürek yoktu, tek yapabildikleri iktidara gelir gelmez maaşları ödeyebilmek için halka tarihte görülmemiş bir zam kazzığı sokmak ve lafazanlıkla, özellikle de DP kaynaklı rant kavgalarıyla vakit geçirmek oldu…

Özersay ve HPsi de bu başarısızlığın tescilli bir parçasıdır, buraya kadar tamam.

Ama bundan sonrasında bu başarısızlığın bir parçası olarak kalıp kalmamak da bir tercih sebebidir.

Tüm başarısızlıklara ve fiyaskoya rağmen dörtlü koalisyondan ne TDP, ne CTP, ne de DP’nin ayrılacak cesareti yoktu, çünkü bir daha o koltukların yüzünü kolay kolay göremeyeceklerinin farkındaydılar.

HP ise bir alternatife sahip olduğunu biliyordu ve hamlesiyle ciddi bir yara almasına rağmen şansını denedi, batan gemiden atlayıp, diğer gemiye geçti…

Ötekiler de bir anda altlarındaki koltukları kaybettikleriyle kalakaldılar…

DP ve TDP bir daha hükümet yüzü filan göremez, zaten ellerine geçen son kozu da yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları için silinip gidecekler, tarihin çöplüğünde sadece adları kalacak, bir nesil sonra o da unutulacak.

Şimdi Özersay için zorlu bir yol daha başlıyor, kendisinin ve HP isimli gemisinin toplum nezdinde aldığı hasarı tamir edebilecek mi, yoksa  batağa daha da mı gömülecek, göreceğiz…

Şahsen Özersay’a ve siyasi oluşumuna bugüne kadar hiç güvenmesem ve inanmasam da, ummadığın taş baş yarar misali, önümüzdeki süreçte toplum ve ülke menfaati adına bir fayda ortaya koymalarını da beklerim…

Aksini beklemek, hem kendime hem de zaten bataklığa sürüklenmiş ülkeme karşı kötülük olur.

Ha, bu arada, Eski Eserler Dairesi’nin Dışişleri Bakanlığı altında ne işi var, bu nasıl bir saçmalıktır, bir zahmet bunu da açıklarsa, iyi olur…

Ersin Tatar’a gelince…

Ağzı pek fazla felsefik laf yapmayabilir, ucu açık lafazanlıkları felsefik konuşma diye millete  yutturmak ve populizm yapmak gibi boş beleş bir özelliği olmayabilir, ki bizim millet bu boş beleş lafazanlıkları dinlemeyi çok sever, ama kafası birçok siyasetçinin kafasından çok daha hızlı çalışır ve bir sorunla karşılaştığında doğrudan analitik çözümleme yeteneğini devreye sokar,  makul ve mantıklı bir çözüm üretmeye odaklanır…

Şu ana kadar popülizmle uğraşmadı, Başbakanlık koltuğuna oturdu oturalı meydana fırlayıp bol bol palavra sallamadı, vaatler vermedi, ve eğer ekibini iyi kurabilirse ve ülkeyi düzeltmek için radikal adımlar atabilirse,  bir sonraki seçimde UBP’yi tek başına iktidara taşır, arkasından da ülkede rejim değişikliğini gündeme getirir, başkanlık sistemini de getirir ve ülkenin ilk başkanı da olabilir.

Ancak bunun için öncelikle ülkedeki vergi sistemini düzeltmeli, gelir dağılımını dengelemeli, devletin gelirleriyle giderlerine çeki düzen vermeil, ülkedeki olağan üstü hali göz önüne alarak serbest piyasa ekonomisi zırvasını bir süreliğine askıya almalı, tüketiciye sunulan mallarda fiyat istikrarı sağlanması için uğraş vermeli, devletin aksayan yönlerine ve çıkar odaklarının çıkarlarına  tereddüt etmeden neşter vurabilmelidir…

Yapabilir mi, bence yapabilir…

 

 

 
 
 
Etiketler: Polisi, bırak,, aynada, yüzüne, bak!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
İstila, Haç ve Hilal…
Üniversiteleri nasıl batırırız ve sevgili füzemiz!
Mafyanın polis “sevgisi”, uluslar arası dengeler…
Bozuk oyunlar, oyunbozanlar!
“Yeni Dünya” yaratılırken bizim kavgalarımız
Poliste organize işler...
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
Göbek ataraktan işgal protestosu ve “katliam anatomisi”…
Ne manzara ama!
Aziz ve muhterem devletimiz…
Özersay’ın sandalyesi, Akıncı’nın serzenişleri…
Amerika’nın “delisi”, sonu ve işin ucu…
Şaka mısınız siz!!!
Mağduro edebiyatı!
Haksızlıktan hak payı çıkarmanın dayanılmaz hafifliği…
Önemli bir detay...
Şov devam ediyor...
Felsefik geyik muhabbeti ve tersinden dünya!
Yine incilerini döktürdü...
Patlıcan yahnili vicdani ret…
Devletsen gereğini yaparsın...
Kötü yönetim kaderimizdir…
Allah size ne yapsın!!!
İyice dağıttın Cemal Hoca!
Biraz tarih öğren kardeşim!
Hükümetten seçmeceler
Hükümetten seçmeceler
Alın size turizm aklı!!!
Bir uyarı da TC elçiliğine…
Acınacak haldesiniz
Seçmeceler...
Külah nasıl giydirilir...
Müstahakımızdır...
Serbest sömürü ekonomisinin özeti…
Sevsinler aklınızı...
Günahlar ve sevaplar
Çare yok değil…
Hükümete ve “tüccara” tavsiyeler
Bir ülke batıyor, bir millet batıyor...
insanları hayvanlaştırarak aşağılamak
Devletin kasası, polisin yetkileri
Gelişim ve çöküş
Kazanmak mı dediniz!!!
Biraz muharebe, biraz muhasebe
Arama Kurtarma Tatbikatı
Türkiye nereye koşuyor
Manyaklığı akıla sokmayı meslek edinmek
Cinnet cehennemi…
Açık hava mezbahası
Açık hava mezbahası
Akıncı'nın açılımı ve Guterres Belgesi'nin tarihi önemi
Zavallılar tayfası…
Bitmeyen trajedinin son perdesi…
Pislik abidesi memleket...
CTP Gençlikle Rum kardeşleri…
Bir devir kapandı, yenisi açılııyor…
Nereden nereye…
Batış ve hükümetin geleceği
İdeoloji soytarılığı, söz söyleme hakkı…
Palavralar ve gerçekler
Cevaplayalım
Acemiler mangası mı, kahramanlar takımı mı!
Komik olmayın lütfen!
Durum çok ciddi
Dün dündür bugün bugündür, peki yarın?
Hükümete uyarıdır…
UBP’ye açık mektup
Başından sonuna yanlışlar zinciri
Avrupa’nın mandırası…
Kapuskanın Lefkoşalısı
Seçimin tek galibi Derviş Eroğlu’dur…
Siyasette şarlatanlık ve Kıbrıs’ın kaç bucak olduğu...
Vitrindeki seçimlikler
Garga mı vuracan Bay Bakan!
Ünivesite cenneti mi, üniversite çöplüğü mü!!!
Beklenen oldu ve dahası da olacaktır…
Anastasiadis’in incileri
Hükümete ve siyasilere “ince ayar” hatırlatması!!!
İnsan hayatımı, sizin cebiniz mi!!!
Dindarlar ve kindarlar
İşe bak!
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv