Yazı Detayı
21 Aralık 2019 - Cumartesi 12:02 Bu yazı 95 kez okundu
 
Psikolojinin beslenme üzerindeki etkileri
Diyetisyen Özüm Narınçlı
 
 

Beslenme şekli günlük alınması gereken enerji ile birlikte kişiye özeldir ve kişi kendine özgü beslenme şekliyle daha enerjik daha mutlu hissedebilmektedir. Yapılan araştırmalar yenilen yiyeceklerle ruh halimiz arasındaki ilişkiyi doğrulamaktadır. Tüketilen besinler zihin ve biliş fonksiyonumuzu etkinlerken içinde bulunduğumuz ruh hali de besin tercihlerinde etkili rol oynamaktadır. Örneğin çok düşük kalorili diyet yapmak bizleri depresyona itebilirken, stres altındayken de tıkanırcasına yeme bozukluğuna maruz kalabiliriz.

Hızlı kilo kaybı sağlanabilmesi için düşük kalorili diyetlere başvurmak beyindeki iştah reseptörlerini uyarıp bireyi iştah kontrolsüzlüğüne iterken, iştah kontrolsüzlüğü de istenenin aksine kilo alımına neden olabilmektedir. Çeşitli besin ögeleri yetersizliğinin sadece bilişsel fonksiyonlarda zayıflama ve depresif ruh haline yol açmakla kalmayıp, saldırgan davranışların sergilenmesine sebep olduğu bilinmektedir.

Duygular besin seçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. Hepiniz illa ki hayatınızın bir döneminde, örneğin çok stresliyken kendinizi buzdolabının önünde bulmuşsunuzdur. Yemek ve sevgi arasındaki sıkı bağ bu noktada ortaya çıkmaktadır. Yaşamdaki sevgi türü, miktarı veya eksikliği kişiyi genellikle yemek yemeye iter. Yeterince sevgi, takdir ve anlayış görmeyen kişideki eksiklik buzdolabının karşısında boy gösterir. İhtiyacınız olan şeyleri artık istemezsiniz,  o döngünün başındasınızdır; yemek yemeye başlarsınız ve yedikçe yersiniz. Yediğiniz belirli yiyecekler belirli duygulara yol açar. Bu, her bir yiyeceğin farklı organlara “saldırması” nedeniyle olur. Alkol gibi karaciğerimizi tıkayan şeyler tüketirsek, can sıkıntısı, öfke, saldırganlık ya da sabırsızlık gibi davranışlar yaşamamız muhtemeldir.

 

Bu gibi durumlarla başa çıkmanın yolları

1. Kendinizi ve yemeği etiketlemekten kaçının

Aşırı yemek yediğiniz durumlarda kendinizi “başarısız, beceriksiz” gibi negatif sıfatlarla etiketlemeniz öz güveninizi zedeleyerek kendinizi bu döngüye daha da hapsetmenize neden olabilir.

Aynı şekilde besinleri “iyi”, “kötü” veya “yasak” olarak etiketlemek de özellikle duygusal olarak kendinizi kötü htiğiniz zamanlarda “kötü” olarak etiketlediğiniz besinleri daha fazla tüketmenize neden olabilmektedir.

2.Bir yeme atağının başladığını htiğinizde bir dakika duraklayın

Yemek yeme istediğinizi fark ettiğinizde bir dakika durun ve kendinize gerçekten aç olup olmadığınızı sorun. Eğer yemek bir savunma mekanizması haline geldiyse vücudunuzun açlık ya da tokluk sinyallerini gözden kaçırıyor olabilirsiniz. Bu farkındalığı yeniden kazanabilmek için kendinize küçük bir hatırlatma yapmak oldukça önemli olacaktır.

3.Bir şeyi gerçekten yemek istiyorsanız aşırıya kaçmadan yiyin

Bazı besinleri yasaklamak sonrasında daha çok tüketmenize neden olabilir. Eğer aç olmasanız bile canınız bir şeyi gerçekten çekiyorsa küçük bir parça aşırıya kaçmadan, günlük değişimlerinizi göz önünde bulundurarak dengeli bir şekilde kendinize yeme izni verin.

4.Kısıtlayıcı diyetlerden uzak durun

Belirli besinlerden tamamen uzak durmanızı söyleyen kısıtlayıcı diyetler genellikle başarısızlıkla ve sonrasında aşırı yemeyle sonuçlanır. Yoksunluk da tıpkı stres, öfke ve anksiyetede olduğu gibi aşırı yemeyle sonuçlanabilir.

Psikolojik açlığınızı yemekler değil, sevgi doyursun.

Ya Alışkanlıklar?

Beslenme alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçirmeye ne dersiniz. Acaba arkasında sadece basit tercihler mi yatıyor yoksa derin psikolojik bağlar mı var? Örneğin, kaç öğün besleniyoruz, en sevdiğimiz tatlar neler? Sevmediklerimiz neler? Midemiz doyduğu halde neden gözümüz doymaz? Gece kalkıp deli gibi tatlı krizi ile kendinizi mutfakta bulup, yemek yedikten sonra büyük bir günah işlemiş gibi hissedenlerden misiniz? Diyet yaparken iki katı, açlık hissiyle verdiğiniz kilonun iki katını aldığınız oldu mu? Bu soruların cevapları biyolojik veya psikolojiktir. Bilincimizle farkında olmaya ve irademizi yönetmeye çalışıyoruz. Duygu dünyamız algılarımız ve tercihlerimizin gizli yönlendiricisi aslında bilinçaltımızdır. Beslenme üzerinde psikolojinin etkisi olduğu kadar kültürel öğretilerinde etkisi büyüktür. Beslenme alışkanlıklarımız ve davranışlarımız ilk 5 yaşta kodlanıyor.

  • Tabağını bitirmelisin! Eğer bitirmezsen arkandan ağlar.
  • Yemek yemezsen büyüyemezsin.
  • Yemeğini soğutmadan, hızlı hızlı yemelisin.

 

Ödül/ Cezalar

  • Yemeğini bitirirsen sana oyuncak alacağım.
  • Yemeğini yemezsen, oyun oynayamazsın.

Beslenme; çoğu zaman edimsel koşullanmaya maruz bırakılmıştır. Yemek yeme eylemi bilinçsizce yapılarak, ödüle ulaşmaya veya cezadan kurtulmaya yönelik yapılır.

Bir düşünün; size çocukluk döneminde neler öğretilmiştir?

Besin porsiyonları ve içerikleri önemli olduğu kadar beslenme üzerinde öğretilerin de çok büyük etkisi vardır. Besinleri yavaş yavaş tüketip yemeğin lezzetini algılayıp, doygunluk hissi beyine ulaşınca yemeğe son vermeniz mi, yoksa tabağınızdaki besinleri az çiğneyip hızlı hızlı, mideniz rahatsız olana kadar tüketmek mi?

Mideniz rahat, dengeniz bol olsun. Denge herşeydir.

 

 
 
 
Etiketler: Psikolojinin, beslenme, üzerindeki, etkileri,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
44
0
3
5
13
21
2
Başakşehir FK
43
0
3
7
12
22
3
Galatasaray
42
0
4
6
12
22
4
Sivasspor
42
0
4
6
12
22
5
Alanyaspor
39
0
5
6
11
22
6
Fenerbahçe
38
0
6
5
11
22
7
Beşiktaş
36
0
8
3
11
22
8
Göztepe
33
0
6
6
9
21
9
Gaziantep FK
30
0
8
6
8
22
10
Çaykur Rizespor
24
0
11
3
7
21
11
Denizlispor
24
0
10
6
6
22
12
Gençlerbirliği
24
0
10
6
6
22
13
Yeni Malatyaspor
24
0
9
6
6
21
14
Antalyaspor
22
0
10
7
5
22
15
Konyaspor
20
0
10
8
4
22
16
MKE Ankaragücü
20
0
10
8
4
22
17
Kasımpaşa
16
0
14
4
4
22
18
Kayserispor
15
0
13
6
3
22
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv