Yazı Detayı
11 Mart 2017 - Cumartesi 19:32 Bu yazı 1438 kez okundu
 
Sanata İnsan Katmak
Şafak YOLCU
 
 

 

Bu haftaki röportaj konuğum, oyuncu olmak isteyenlere bir nebze olsun ışık tutmak için tecrübelerini bizimle paylaşan sevgili Müge Günay. Asıl mesleği bilgisayar mühendisliği olsa da oyunculuğa gönül vermiş ve bu uğurda hem bütün birikimlerini, hem de hayatının birkaç yılını gözünü kırpmadan harcamış gencecik bir sanat sevdalısı. Aynı zamanda benim biricik kızım. Hadi gelin, vakit kaybetmeden oyuncu adaylarını nelerin beklediğini tüm çıplaklığıyla öğrenelim.

 

 

Oyunculuk yapmak için herhangi bir eğitim aldın mı?

 

Türkiye’nin en iyi sanat merkezlerinden biri olan Müjdat Gezen Sanat Merkezinde tiyatro eğitimi aldım. Çok değerli hocalar tarafından eğitildik. Yeri gelmişken okuluma yapılan saldırıyı kınadığımı da dile getirmek isterim. Buradaki eğitimimi tamamladıktan sonra Sadri Alışık eğitim merkezinde kamera önü eğitimi aldım. Bana göre bir insan ne kadar yetenekli olursa olsun, yapmak istediği işin eğitimini muhakkak almalı. Ama “günümüz Türkiyesinde oyunculuk eğitiminin yeri nedir?” sorusuna cevap vermek gerekirse, tek kelimeyle diyebilirim ki “TİCARET”. Şöyle ki neredeyse her ajans kendi oyunculuk eğitimini verir olmuş. Hatta bazı ajanslar “Bizden eğitim al, seni dizilerin deneme çekimine gönderelim” diyorlar. Bu yüzden sadece eğitim değil, eğitimi kimden alacağınız da önemli.

 

Oyuncu ajanslarına başvuru süreci nasıl? Her isteyen kayıt yaptırabiliyor mu?

 

Ajanslara önce internet siteleri üzerinden başvuruyorsunuz. Değerlendirme sonucu olumluysa size mesaj gönderiliyor ve randevu alıyorsunuz. Ajansın kapısına gittiğinizde önce uzun bir kuyruk görüyorsunuz. Yaşlı teyzeler, amcalar mı dersiniz, bebeğini kucağına alıp gelenler mi… Hatta bir keresinde sülalesini alıp gelen bile olmuştu. Acaba hangisi kayıt yaptıracak diye merakla aileyi süzerken aile reisi olan bey amca “ hepimiz kayıt yaptıracağız” dediğinde şok olmuştum.

 

Kayıt için form dolduruyorsunuz. Daha sonra hem fotoğraflarınız, hem de audition dediğimiz sizi tanıtan bir video çekiyorlar. Kayıt işlemleri bitince de bir ücret ödüyorsunuz. Tabi bu rakam ajansa göre değişiyor. Ancak ajansa kayıt yaptırdığınızda sanmayın ki o ajansın oyuncu kadrosundasınız. Sizi öncelikle vitrine koyuyorlar. Yani ödediğiniz ücret sadece ellerindeki dosyada yer almanızı sağlıyor. Eğer şanslıysanız ve bir deneme çekiminden başarıyla çıkarsınız, işte o zaman ajans sizi kadrosuna alıyor.  

 

Senin herhangi bir ajansa kaydın var mı?

 

Aslında birden fazla ajansa kaydım var. (gülerek) Bir umut ben de herkes gibi eğitimimi tamamlayınca ajansların yolunu tuttum. Eğitim dönemimde ilk olarak Mayadroom Cast Ajansa kayıt yaptırdım. Bu ajansın setlere figürasyon gönderdiğini biliyordum. Aslında tam da bu yüzden bu ajansa yazıldım. Çünkü eğitim almak başka bir şey, onu uygulamak bambaşka bir şey. Bu yüzden profesyonel setlere gidip, çekimlerin nasıl yapıldığını, set ekibinin kimlerden oluştuğunu, oyunculardan neler beklendiğini, set ortamlarının nasıl olduğunu ve herşeyden önemlisi yorucu olan bu mesleği gerçekten yapıp yapamayacağımı anlamam gerekiyordu. Bir süre bu ajansla çalıştıktan sonra sorun yaşamaya başladım. Şöyle ki bana sormadan ve haberim olmadan beni hem gündüz hem de gece aralıksız çekimleri olan birkaç projeye yazdıklarını öğrendim. Bu kadar yoğun bir programa ayak uyduramayacağımı söylediğimde ise kaba bir üslupla “buna mecbur olduğumu” söyleyip beni saygısızca azarladılar. Bunun üzerine beni bir daha aramamalarını söyledim. Gelelim o güne kadar gittiğim projelerin ödeneklerine; (burada yine gülmeye başlar) sözleşmede bir madde vardı, 30 projenin ardından size ödeme çıkacak diye. Bu madde sebebiyle o güne dek gittiğim diğer projelerin de ödemesini alamadım. Sonra, Mandalina Cast Ajans’a kayıt yaptırdım. Herkes gibi uzun bir süre aranmayı bekledim ancak hiçbir proje için çağırılmadım. Merakımdan aynı ajansa kayıtlı olan diğer arkadaşlarımı arayıp sorduğumda, onların da hala aranmadığını öğrendim. Yani ödediğimiz kayıt parası havaya gitmişti. Bunun üstüne Family Cast Ajans’a gittim. Bu ajans beni bir kaç projeye yönlendirdi ancak sadece figüran olarak gönderdi. Yani hiçbir projenin deneme çekimine yönlendirilmedim. Bu yüzden bu ajanstan da memnun kalmadım ve bir sene sonra ilişiğimi kestim. Daha sonra IMC Cast Ajans’a kayıt yaptırdım. Bu ajans neredeyse her hafta bir reklam filmi için deneme çekimlerine gönderdi. İçlerinde en memnun kaldığım ajans IMC oldu diyebilirim.

 

Oyunculuk eğitimi veren kurumların çalıştığı bir ajans yok mu?

 

Sadri Alışık eğitim kurumunun kendi ajansı var. Aslında kamera önü eğitimimi burada almamın en önemli sebeplerinden biri de buydu. Neticede mezun olduğunuz okul sizin elinizden tutmazsa, başka kimin tutmasını bekleyebilirsiniz ki! Eğitimimi tamamlayıp elime sertifikamı aldığımda, eğitimimiz esnasında hazırlanan audition ile birlikte bir özgeçmiş hazırlayıp, okulumun yolunu tuttum. Aldığım yanıt ise şuydu “Uygulamalı kamera oyunculuğu eğitimi alanları ajansımıza almıyoruz. Bunun için 2 yıllık bölümümüzü okumanız lazım!”. Bunu bana eğitime başlarken söylemiş olsalardı en azından ben de tercihimi o yönde kullanırdım. Ama geçmiş olsun!

 

Kendi tiyatro grubunuzu kurmuştunuz. Bu süreçten bahseder misin?

 

Evet, mezun olan arkadaşlarımızla bir tiyatro grubu kurduk. Bu en zor süreçti. Çünkü öncelikle mevcut olan oyunları oynamamız halinde telif ödememiz gerektiğini öğrendik. Bunun üzerine biz de kendi oyunumuzu yazmaya karar verdik. Oyun ve ekip tamamlanınca sahne arayışı içerisine girdik. Günlerce, haftalarca, yılmadan, yorulmadan İstanbul’daki tüm sahnelerin kapısını teker teker çaldık. Tüm kapılar sahnelerin dolu olduğu gerekçesiyle yüzümüze kapandı. Sonuçta Kadıköy’de bir ofis kiraladık, oyun çalışmalarına burada devam ettik.

 

Direkt olarak yapımcılara ulaşmayı denedin mi?

 

Yıllar önce bir yapımcıyla tanıştım. Kendisi bir kanalda program yapacağını ve bununla ilgili görüşmek istediğini söyledi. Haliyle çok heyecanlanmıştım ve hemen ilk Cumartesi gününe biletimi alıp sabah 7 uçağıyla İstanbul’a gitmiştim. Bekleme odasına geçtiğimde oturacak boş yer yoktu. Meğer oradaki herkes önceden randevu alıp gitmiş. Sekreter adımı ve randevu saatimi sorduğunda, “randevum olmadığını, görüşmek için Kıbrıs’tan geldiğimi” söyledim. Sekreter, yapımcının odasını arayıp benim geldiğimi söyleyince, yapımcı içerideki misafirini dışarı alıp, beni çağırdı odasına. İçeri girince biraz malum projeden, daha fazla benden konuştuk. Yaklaşık bir saat sonra, sohbet bitince bana sorduğu soru, “Akşam işin var mı?” oldu. Ben de gayet iyi niyetli olarak “Akşam Kıbrıs’a geri dönüyorum” dedim. O da “biraz daha sohbet etseydik” gibi sözler söyleyince, haftaya zaten kendisinin de Kıbrıs’a geleceğini söylediğini, o zaman bol bol sohbet edebileceğimizi söyleyerek oradan ayrıldım. Neyse, aradan yaklaşık bir hafta geçtikten sonra kendisine mesaj atıp, projeye ne zaman başlayacağımızı sordum. O da bana “Hangi proje?” dedi. (burada yine gülmeye başlar) Tabi ben de “bana bahsettiğiniz proje” deyince, bana verdiği yanıt çok ilginçti; “Ben sana teklifimi yaptım ama sen kabul etmedin.” Ben de siz bana bir teklifte bulunmadınız ki” dediğimde “Yoo, o gece görüşelim demiştim ya, sen de reddetmiştin.” deyince başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Tabi böyle bir olayı tecrübe edince, daha sonra “Akşam ara beni, görüşelim” diyen yapımcıların niyetinin proje görüşmek olmadığını bildiğimden, akşam görüşme davetini reddettiğim her yapımcının da beni iş için bir daha asla aramayacağından emindim.  İlerleyen yıllarda da bu tür durumları ne yazık ki birkaç kez yaşadım.

 

Peki, bu işler bir tanıdık kanalıyla daha kolay olmuyor mu?

 

Aslında olaya şöyle bakmak gerekiyor. Bu sektör, egosu yüksek insanların sektörü ve tuhaf bir şekilde hazımsızlık, kıskançlık var. Daha açık olmak gerekirse, bu sektörde nice kişiler tanıdım. Aralarında anne-evlat olan bile vardı. Ünlü annenin, ünsüz ve dert yakınan çocuklarıyla tanıştım. Bana söyledikleri şuydu; “Annem o yapımcıyla sohbetteydi, ben de aynı masadayım ama annem “çocuğum da oyunculuk eğitimi aldı, ona da bir rol verin” demedi”.  Yine bir abla-kardeş tanıdım;  Türkiye’nin en çok izlenen dizilerinde rol aldığı halde, aynı yola yeni çıkan kardeşinin elinden tutmayan bencil bir ablaydı. Neden yardımcı olmadıklarını sorduğumuzda ise yanıt hep aynıydı: “Ben çok didindim. O kadar kolay ulaşmadım başarıya. Gerçekten istiyorsa o da uğraşsın. Benim de elimden tutan olmadı!” Kısaca, zoru başarmayı sevenlerin sektörü bu biraz da. Uğraş gerektiriyor ve emek, ama çok emek.   

 

Kıbrıs’ta oyunculuk yapmak için girişimlerde bulundun mu?

 

Buraya gelir gelmez Sn. Tamer Garip ile tanıştım ve son sinema filmi Dr. Dilara filminde rol aldım. Sn. Tamer Garip çok başarılı ve titiz bir insan. Projesinde bana da yer verdiği için kendisine müteşekkirim. Bunun dışında burada bir tiyatro ekibine katıldım, oyun sahneledik. İmkânsızlıklar açısından burası da Türkiye’den çok farklı değil. Geldiğim dönem bir ekiple kendi tiyatro oyunumuzu çıkartmak istedim ancak burada da prova için sahne sıkıntısı yaşadım. Bir kaç yer ile görüştüğümde, dernek veya vakıfların tiyatro gruplarına sahne imkânı sağladıklarını öğrendim. Tabi televizyon için de bazı projelerim var ancak ekipman sorunu yaşıyoruz. Gerçi artık her sıkıntıyı kendime bahane olarak sayıp, kendi kameramı alıp, projemi hayata geçirmeyi planlıyorum. Tırnağın varsa kendi başını kaşıyacaksın yani (der ve kahkaha atarak Tiffany Davles’e gönderme yapar) “çalışmak için fazla güzelim!”

 

****************************

 

Röportajımız burada sonlanırken konuya ilişkin benim de eklemek istediğim birkaç cümle olacak. Rekabet hayatın her alanında yaşanan bir durum. Hatta rekabet olmasaydı yaşantımızda mevcut olan hiçbir şeyin daha iyisi, daha güzeli yaratılamazdı. Bunun bilincinde olan bir insanım. Ancak ne var ki sanatın herhangi bir dalına yeni tutunmaya başlayan kişilere destek olmak topluma mal edilmiş sanatçıların asli görevlerinden biri olmalı. Sanat asla ve asla ahbap-çavuş ilişkilerine dayandırılmamalı. Menfaat gözetilmeden yardıma uzatılan her el, ömür boyu takdir ve kıvanç olarak size geri dönecektir.

 

Burada sözüm “sanatçı” geçinenlere; bilgi ve birikimlerinizi ardınızdan gelenlerle paylaşın. Bilgi cimrisi olmayın. İzlerinizden yürümek isteyenlere yol gösterin, bilmiyorlarsa öğretin, onlara referans olun! Hatta lütfen bırakın boynuz kulağı geçsin! Bu, sizin yok olacağınız anlamına gelmez. Toplumda sizin tarafınızdan sanata kazandırılan bireyler çoğaldıkça siz de büyür, çoğalırsınız. İşte asıl o zaman örnek bir sanatçı olursunuz, asıl o zaman parmakla gösterilirsiniz.

 

Çünkü gerçek bir sanatçı asla hazımsız olmaz, başarıyı kıskanmaz. Bilakis üretmeye ve yaratmaya gönül vermiş her birey, sorumluluğunun sadece eserler üretmekle sınırlı olmadığının bilincindedir.

 

İşte bu yüzden diyorum ki “Sanata insan katın!”

 
 
 
Etiketler: Sanata, İnsan, Katmak,
Yorumlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv