Yazı Detayı
23 Şubat 2018 - Cuma 09:57 Bu yazı 147 kez okundu
 
Türkiye Rumların asırlık oyununu fena bozdu
Prof. Dr. Ata ATUN
ata.atun@atun.com
 
 

1821 yılından başlayarak başta Yunanistan olmak üzere tüm Helenler, Avrupa Devletlerini ve Anglo-Sakson birliğini arkalarına alarak hem devlet kurdular hem de bir tek mermi atmadan, Ege’deki adaların da dahil olduğu topraklarını Mors yarımadasından başlamak üzere kuzeyde Meriç nehrine kadar büyüttüler.

 

Toprak büyütmek, daha doğrusu gasp etmek için her atacakları adımdan evvel hem Avrupa devletlerinin arkasına saklandılar, hem de 1821 Mora İsyanından başlamak üzere Tesalya’da,  Girit’te ve Kıbrıs’ta yaptıkları gibi Türkleri canice boğazladıktan sonra bir de üstünden çıkarak “Türkler bizi kesti, kıyıma uğradık” yalanları ile mazlum rolüne bürünerek dostlarından yardım ve destek istediler. Başardılar da…

 

Yunanlıların politik yalancılıklarını, düzenbazlıklarını, Bizans oyunlarını ve tüm bunların arkasından elde ettikleri kazanımları takdir etmek gerekir. Gerçekten de yaygarada, mazlum rolüne bürünmekte ve Avrupalılar ile Anglo-Saksonları kandırmakta son derece başarılılar. Onların da bile bile kandığı kesin.

 

1982 Üçüncü Deniz Hukukundan sonra Rumların ilan ettiği MEB ne denli geçerli ise 1958 Birinci Deniz Hukuku ile 1960 İkinci Deniz Hukuku Konferansı sonrasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) o kadar geçerli. İlan edilen MEB’lerin bazı yerleri üst üste geliyor ve birbirleri ile çakışıyor. Rumlar ve aramızdaki Rum hayranları, Türkiye’nin haklarını görmezlikten gelerek, televizyonlara çıkıp utanmadan sıkılmadan “Türkiye MEB’ini ilan etti ama komşu devletlerle karşılıklı imzalaşmadı, bu nedenle de Türkiye’nin MEB’i geçersizdir” gibi tek yanlı ve saçma iddialarda bulunuyorlar. Oysa aynı iddialar Rumlar içinde geçerli ama bunu ağızlarına almıyorlar.

 

Rumların, ilan ettikleri MEB’leri ile ilgili olarak sadece İsrail ve Mısır ile anlaşması var. Geçerli olabilmesi için tüm komşu ülkelerle anlaşma imzalaması gerekmekte. Gerçekte Cumhurbaşkanı Mursi, bir evvelki Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in oğullarının Mısır’dan kaçırdıkları paraların Kıbrıs Rum bankalarında aklanması karşılığında karşılıklı imzalanan MEB anlaşmasını “Rumlar haklarımızı gasp etti” diyerek iptal etmişti ama şimdiki Cumhurbaşkanı General Sisi, “Düşmanımı düşmanı dostumdur” felsefesi ile Mısır halkının haklarının göz göre göre yenmesi pahasına, Hüsnü Mübarek döneminde imzalanan MEB anlaşmasını tekrar yürürlüğe koydu.

O nedenle de Rum tarafının ilan ettiği MEB, Türkiye dahil olmak üzere, Suriye, Lübnan, İsrail ve Mısır tarafından imzalanmadığı müddetçe geçerli değil.

 

Öte yandan; Rumların, Kıbrıs adasının tek hakimi olduklarını ispatlamak amacı ile hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin MEB’i içerisinde yer alan 3. Parselde doğalgaz aranması için ENI şirketine izin satması, gerçekte Avrupa Devletleri ile Türkiye ile karşı karşıya getirip, eskiden olduğu gibi mermi atmadan bu denizlerde hükümranlığını ilan etmek ve sürdürmek hedefliydi.

 

Ne var ki, Rumlar ve Yunanlılar bu sefer politik ve stratejik bir hata yaptılar.  Avrupa Devletlerini eskiden arkalarını dayadıkları gibi güçlü, Türkiye’nin de artık bölgenin lideri ve oyun kurucusu olduğunu göz ardı edip hala daha eskiden olduğu gibi güçsüz ve “vur ensesine al lokmasını ağzından” bir ülke varsaydılar ve ona göre strateji belirlediler.  Kıbrıs konusundaki konjonktür aniden değişti bu olay nedeniyle.

Bugüne değin, “Kıbrıslı Türklerin doğalgazdan oluşan haklarını, çözüm olduktan sonra vereceğiz” diyen Rumlar, BM Genel Sekreterinin “Kıbrıslı Türklerin de doğalgaz üzerinde hakları var” açıklaması bütün siyasi stratejilerini yerle bir etti.

Rumlara asıl darbeyi ise Türkiye vurdu.  

9 Şubat’ta İtalyan şirketine ait Saipem 12000 adlı sondaj platformunun KKTC’nin Gazimağusa açıklarındaki 3. parsele sondaj için gelmesi ve bölgedeki Türk savaş gemileri tarafından engellenmesi sonrasında ENI şirketi yetkililerinin Türkiye’ye görüşme yapmak için başvurmaları, Türkiye Dışişlerinin politik manevrası sayesinde Rumların aleyhine bir gelişmeye dönüştü. Türkiye Dışişleri’nin ENI yetkililerine “Bizimle değil, KKTC ile görüşün” telkininden sonra KKTC Dışişleri Kudret Özersay ile ENI yetkililerin görüşmesi ve bir mutabakat sağlanması, 21 Aralık 1963 günü başlayan Rumların adanın tek hakimi oldukları varsayımını fena hırpaladı.

 

Bu gelişme KKTC’nin devlet olarak varlığı ve Kıbrıs adası üzerindeki Kıbrıslı Türklerin hakları açısından çok önemli zira bundan böyle Türkiye ile KKTC’nin MEB’leri ile örtüşen parsellerde hiçbir petrol şirketi arama ve sondaj yapmak girişiminde bulunamayacak.

Müzakereler de KKTC’nin istediği şartlar oluşmadıkça da başlayamayacak.  

 
 
 
Etiketler: Türkiye, Rumların, asırlık, oyununu, fena, bozdu,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Rum liderin timsah gözyaşları
ABD ile AB’nin ticaret savaşı
Suudi Arabistan kulvar değişiyor
1964 Johnson mektubunun perde arkası
Sağduyu sahibi akil adamlar
Rum Başkanlık seçimleri
Rumları iyi okumak gerekli
KKTC Seçimlerinden aldığım mesaj
Rum Ortodoks Kilisesinin Filistinlilere kazığı
Geçmişten bir yılbaşı gecesi
Kıbrıs konusu da BM’de sonuçlanmalı
Kıbrıs’ta çözümün modeli değişiyor
İsrail’in ABD vesayeti
ABD ve Türkiye
Rumların Enerji İttifakı
ABD’deki tiyatro
Rumlardan yeni bir oyun daha
Türkiye’nin yardımları ne zaman başladı?
Görevim takiyye yapmaktadır
Kızılay Yardımları ve Rumlar
Anastasiadis hala hayal peşinde
İzini bırakıp giden babam Hakkı Atun
Suudi Arabistan’da neler oluyor?
KKTC-Türkiye arasında yeni ticaret anlayışı
İstanbul’a 3’cü Havalimanı gerekli miydi?
Kocaeli Kartepe Zirvesi
Rumların garantisi mi?
Ortak devlet kurulacak Rumları tanımak gerek
Kredilerde, “Hayat Sigortası” aldatmacası
Vize krizi niye çıktı?
Rumların akademik ambargosu
Rumların garantisi
Propaganda amaçlı Rum yardımlarına vergi
Paralı vatandaşlık
Kıbrıs müzakereleri başlayacak mı?
Yeni bir müzakere olacak mı?
Kıbrıs müzakerelerini sabote eden kim?
“Enosis’e veda” korkusu
Rumların AB üyeliğinin nedeni
Camilerin ve Okulların sayısı
Türkiye’nin göçmen politikası ve Avrupa’nın rahatı
Rumların KKTC’yi istimlak cüreti!
Rumların hayal gücü sınırsız
Kıbrıs konusu boyut değiştiriyor
Kıbrıs’ta azınlık olmak
Böylesi çirkin politikaya şapka çıkarılır
YPG ve KKTC
Eğitim sistemimiz ve Anayasamız gözden geçirilmeli
BM Kıbrıs Parametreleri tabu mu?
Kıbrıs nasıl bölündü
Şafak Nöbeti ve Ortega Raporu
15 Temmuz Kalkışmasında TSK ve Halk
Anastasiadis’in politik iflası
AB, Kıbrıs (Rum) ve Türkiye
Kıbrıs konusu: Adjurned sine die
Rum basınında gerçekçi yazılar
Rumların genetik araştırma tezgahı
Rumlar asker sayısını arttırıyor
Rumların izolasyon baskısına tık yok!
Avustralya’dan bir başarı öyküsü
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler tuzağı
Kıbrıs’ta Temmuz kerameti
Geçmişten ders almak
Eide: Deniz bitti
Ortadoğu’da bilmediğimiz anlaşmalar
Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya Biz?
Anatasiadis’ten hata üstüne hata
AB’nin yeni tezgahı
Yunanistan darbecileri niye koruyor
Türkiye AB ilişkileri ne olmalı?
Siyasi çarpıtma
Rumların politik manevralarına hayranım
Kıbrıs’ta Rum olmayana yer yoktur
Rumların İnsan Hakları çirkinliği
Anastasiadis bizi tebaası mı sanıyor
Anastasiadis yüksekten uçuyor
KKTC’de de referandum gerek
Rumların doğalgaz hüsranı
Haçlı ruhu gene hortladı
Rumların kompleksine bakın
Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”
Rumların bitmeyen Bizans oyunları
Agona kelimesini hiç duydunuz mu?
Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti donanması
Türkiye-Rusya ve bölgesel denge
Türk-Rus yakınlaşması AB’yi korkutuyor
Rumları çok iyi anlıyorum!
Rumlarda sancı başladı
RUMLAR SAVAŞ TAZMİNATI İSTEYECEKLERMİŞ
Hristi terörist
İngiltere Garantiler konusunda takiyye yapıyor
Akıncı neyi müzakere edecek
Muhtar Anastasiadis
Yarını 1960 ile kıyaslamak
Cenevre depremi
Türkiye, Kıbrıs ve BM
Cenevre’de Rumların Bizans taktiği
Rumların benzin ambargosu
Kıbrıs’ta tavizler felaketimiz olacak
21. yüzyılın ilk garantörlük anlaşması
Anastasiadis’den bir başka yalan daha
AB Cenevre’de taraf mı oluyor?
Garantörlüğü kendi ellerimizle yıktık
Müzakere döneminde hedef şaşırtma oyunu
Rumlar niye garantilerin kalkmasını istiyor
Garantiler varken neler olmuştu hatırlayalım
Mont Pelerin’de verdiklerimiz
Mont Pelerin ve sonrası
Rumlar Sadrazam’a karşıymış
Moldova ve Sendikal haklar
KKTC’de İlahiyat Kolejine neden karşı çıkılıyor
İsviçre’de 29+ Tuzağı benzerine düşülmemeli
Almanya’nın garantörü AB dışında bir ülke
Batı’nın uzun vadeli Orta Doğu Planları
Belediyeler su konusundaki yanlışlığa son vermeli
ABD İmparatorluğu düşüş sürecinin eşiğinde
Anadolu’dan Su ve Elektrik
Müzakerelerde takvimi Türk tarafı koymalı
Anastasiadis’in Güvenlik ve Garantiler paranoyası
Türkiye’nin durdurulamaz yükselişi
Rumların müzakerelerden beklentisi çok yüksek
Kıbrıs müzakerelerine halklar ne diyor
KKTC’de Türkiyelileri vatandaş yapmamanın itirafı
Türkiye bunları haketmiyor
Elimizdeki en güçlü koz “Garantiler”
Markulli’nin Timsah Gözyaşları
Ortadoğu kaynamaya başladı
Kıbrıs’ın Yunanistan tarafından işgali
ABD’nin yeni silahları
İran’a neler oluyor
Küresel politika ve uluslararası ilişkiler
Türkiye-Rusya ilişkileri ve Batı
Cumhurbaşkanını kimler yanıltıyor
Anastasiadis istediklerini almış
ABD Nükleer bombalarını geri istiyor
Hrisostomos ve Rumlar hayal içinde
Dört Rum’a bir Türk
Yalvaçlı olmak
Rumun çirkin yüzü
15 Temmuz darbesi ve PKK terörü
Citta Slow Yalvaç’ta yaşamak
Bir çınar daha göçtü
Neler olmuş bize (2)
Neler olmuş bize (1)
Rumların tek bildiği Türkiye’yi suçlamak
Rusya’nın Amacı Belli
Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
75
0
7
3
24
34
2
Fenerbahçe
72
0
4
9
21
34
3
Medipol Başakşehir
72
0
6
6
22
34
4
Beşiktaş
71
0
5
8
21
34
5
Trabzonspor
55
0
9
10
15
34
6
Göztepe
49
0
11
10
13
34
7
Demir Grup Sivasspor
49
0
13
7
14
34
8
Kasımpaşa
46
0
14
7
13
34
9
Kayserispor
44
0
14
8
12
34
10
Evkur Yeni Malatyaspor
43
0
13
10
11
34
11
Teleset Mob. Akhisarspor
42
0
14
9
11
34
12
Aytemiz Alanyaspor
40
0
16
7
11
34
13
Bursaspor
39
0
17
6
11
34
14
Antalyaspor
38
0
16
8
10
34
15
Atiker Konyaspor
36
0
16
9
9
34
16
Osmanlıspor FK
33
0
17
9
8
34
17
Gençlerbirliği
33
0
17
9
8
34
18
Kardemir Karabükspor
12
0
28
3
3
34
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv