Yazı Detayı
12 Kasım 2017 - Pazar 19:38 Bu yazı 1200 kez okundu
 
Ya Neydi Olacağı?
Şafak YOLCU
 
 

Bundan yirmi yıl kadar öncesi. Girne’de, bahçesinde portakal ve mandalina ağaçları olan, şömineli çok şeker bir evde kiracıyız. Evimizin bulunduğu sokak, yalnızca bahçeli evlerin bulunduğu, Girne’nin elit ve tenha sokaklarından birisi. Tam karşımızdaki evde ellili yaşların sonunda olan Hayriye abla oturuyor. Hayriye ablamız, kahkahasıyla tüm sokağı çınlatan, oturmasını kalkmasını bilen, kültürlü, özü sözü bir, bastığı yeri titreten, deyim yerindeyse erkek gibi ama bir o kadar da şık ve alımlı bir hatun. Hele bir de kuaförden çıkmışsa kızıl saçlarına bakmaya doyamazsınız.

 

Hayriye abla, oğlu ve gelini çalıştığı için ufak torununa göz kulak olmaya İstanbul’dan gelmiş. Misafir sayılır aslında ama seveni çok, eve gelen konuklar onun hatırına geliyor. Çünkü sohbetine doyamayacağınız bir hayat birikimine sahip bir hatun.

 

Günlerden bir gün Hayriye ablanın bahçesinin önünde bir bisiklet gördüm. Bahçeyi çevreleyen çitler içeriyi görmeme engel oluyor. Torunu bisiklete binecek yaşta olmadığı için haliyle bende merak uyandırdı. Aradan birkaç dakika geçtikten sonra bahçeden çıkıp, bisiklete atladığı gibi pedalları çevirmeye koyulan yaşlı bir amca gördüm. Yaşı ne olursa olsun, hayat dolu insanları oldum olası severim. Hayranlık dolu gözlerle yaşlı amcanın peşi sıra bakarken Hayriye ablanın bana seslendiğini duyup, yanına gittim.

 

Anlatmaya koyuldu. Meğer az önce çıkan yaşlı amca (adı Hüseyin’miş),  bizim kiracısı olduğumuz evin sahibesinin babasıymış.  Eşini uzun yıllar önce bir hastalık sebebiyle kaybetmiş. Arada sırada Hayriye ablaya uğrayıp, kahve içer, sohbet edermiş. O da kızı ve damadı çalıştığı için okul sonrası ortaokula giden torunlarına bakıyormuş. Bugün ise Hayriye ablaya izdivaç teklifinde bulunmuş!

 

Cevabının ne olduğunu bile sormadan, bu habere nasıl sevindiğimi ona sarılarak gösterdim. Çünkü hayat dolu ve yanında yürüyen insana kendinden çok şeyler katabilecek kapasitede bir kadın.

 

Lafı uzatmayalım, Hayriye abla akşam bu haberi oğlu ve geliniyle de paylaşacağını söyledi. Her ikisi de tanıdığım kadarıyla hayır diyecek insanlar değil. Öte yandan, bu akşam Hüseyin amca da aynı haberi kızıyla paylaşacakmış. Hatta çıkarken Hayriye ablaya “yarın uğrar, detayları konuşuruz” demiş.

 

Bende bir heyecan, bir heves, sanki evlenecek olan benim! Sabahı dar ettim. Sabah oldu, bu kez öğleni dar ettim. Çeke çeke, öğleden sonrayı getirdim. Hayriye ablanın kapısını çaldım. Yüzünde biraz durgun bir ifadeyle kapıyı açtı. Hüseyin amcanın bugün uğramadığını söyledi. O yıllarda cep telefonu yaygın değil ama ev telefonu var. Hüseyin amca arayıp, neden gelmediğini de haber vermemiş. Biraz sohbet edip, eve geri döndüm.

 

Takip eden birkaç gün boyunca Hüseyin amca, Hayriye ablaya hiç uğramadı. Sanırım iki hafta sonraydı. Hayriye ablayı yine ziyaret ettim. Hüseyin amca meğer utancından, gelmeye yüzü olmadığını düşündüğü için günlerdir gelmemiş. Çünkü başta kızı olmak üzere, torunları ve de damadı bu kararına sonuna kadar karşı duruş sergilemişler.

 

Size biraz Hüseyin amcadan bahsedeyim. Hüseyin amca o günlerde, eşi hayattayken yaşadıkları iki katlı, bahçeli, viran bir evde yaşamakta. Torunları okul çıkışı bu eve gidiyor. Yaşlı adam torunları için yemekler pişirmekte ve onların derslerine yardımcı olmakta. Sahip olduğu tüm mal varlığını kızına vermiş. Yani henüz hayattayken bunu yapmış. Şu an oturduğu evi bile kızının adına yapmış. Kendisine kala kala bir tek emekli maaşı kalmış. Onu da zaten torunları için harcamakta. Buna rağmen kızı, babasının evlenmek istediğini duyar duymaz ilk söylediği şey “O eve başka kadın getiremezsin! Emekli maaşını torunlarına bırak, evleneceksen öyle evlen ama bundan böyle torunlarını da göremezsin” olmuş! İşte bu yüzden Hüseyin dede kendisini biçare hmiş ve utancından gelememiş.

 

Hayriye abla bunu olgunlukla karşıladı karşılamasına ama ben bir türlü hazmedemedim. Bir evlat nasıl olur da ana babasının geri kalan sayılı yıllarındaki mutluluğunu böyle hoyratça, böyle rezilce, böyle açgözlülükle elinden alabilir! Hangi para, hangi hesap cüzdanı, hangi yat, hangi kat, hangi marka otomobil size ana babanızın yüzündeki gülücüğün mutluluğunun milyonda birini verebilir!

 

Aradan uzun yıllar geçti. O evden taşındık. Ara sıra Hayriye ablayı ziyarete gidiyordum. Bu ziyaretlerimden birinde Hüseyin amcanın rahmetli olduğunu söyledi. Bunu söylerken gözleri dolu dolu olmuştu. Evde tek başınayken kalp krizi geçirmiş. Yanında kimse olmadığı için kurtarılamamış. “Yanında ben olsaydım ölmezdi” derken yüzünü görmeliydiniz. “İnsan bu yaştan sonra yanında bir ses, bir nefes istiyor. O da yalnızca bunu istemişti” derken çenesi titriyordu.

 

Sonra yine bir gün gazetede taziye haberlerinde rastladım; ev sahibimiz olan o açgözlü kadın yani Hüseyin amcanın kızı da amansız bir hastalığa yakalanıp, vefat etmiş. Birkaç sene sonra ise yine gazete haberlerinde gördüm ki Hüseyin amcanın büyüyüp, tanınmış bir işadamı olan torunu da hayatını kaybetmiş.

 

Şimdi merak ediyorum; öbür tarafta Hüseyin amca, kızı ve torunu hiç karşılaşıyorlar mı? Karşılaşıyorlarsa Hüseyin amca yıllar önce bu izdivaca engel olarak nasıl bir mutluluk tattığını kızına hiç soruyor mu? Ona bıraktığı evlerin, villaların, paraların hepsini yemeye vakti olmuş mu?  Yiyemediklerini kefenin hangi cebine koyup, götürmüş? Öbür tarafta yemeye fırsat bulmuş mu? Kendinden birkaç sene sonra yanına giden oğlunu görünce para, mal, mülk ve servetin, mutluluk ve sağlığın yanında ne kadar değersiz kaldığını anlamış mı? Hayatta önemli olan tek şeyin sevdiklerimizin mutluluğu olduğunu kavramış mı? Yoksa ölümden de mi ders almamış?

 

Tüm bu soruların cevabını çok merak ediyorum!

 

Peki ya biz?

 

Biz biliyor muyuz?

 

İçinizden kaç tanesinin ana babası hayatının ilerleyen döneminde ikinci bir izdivaç düşüncesiyle sizi karşısına alıp, konuştu?

 

Kaçınız bunu anlayış ve saygıyla karşıladı?

 

Kaçınız Hüseyin amcanın kızı gibi karşı çıktı?

 

Kaçınızın ana babası daha yaşıyorken tüm mal varlığını sizin adınıza yaptı?

 

Kaçınızın ana babası huzurevinde?

 

Kaçınızın vicdanı rahat???

 

 

 
 
 
Etiketler: Ya, Neydi, Olacağı?,
Yorumlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv