Yazı Detayı
01 Mart 2018 - Perşembe 21:45 Bu yazı 1009 kez okundu
 
Acemiler mangası mı, kahramanlar takımı mı!
Ediz TUNCEL
 
 

43 senenin ve 39 hükümetin enkazının üzerine 40. Hükümet kuruldu.

Kuruldu kurulmasına da, daha başından yarı umut gördüğüm ve adına da “fantazi hükümeti” dediğim bu hükümette acemilikler kısa sürede hat safhaya ulaştı.

En son söyleyeceğimi başından belirteyim, sonra detaya gireyim.

Bu hükümetin iktidarı süresince ortaya çıkacak günahları ve sevapları Hüseyin Özgürgün hükümeti ve ondan bir önceki İrsen Küçük hükümeti dönemleriyle kıyaslamayı düşünmem bile.

Çünkü bu hükümet döneminde ortaya çıkabilecek günahlar ve sevapların art niyetle oluşacağını düşünmüyorum.

En azından Tufan Erhürman, Cemal Özyiğit, Kudret Özersay ve ekipleri art niyetle iş yapacak şahıslar değiller.

Yapılacak yanlışlıklar, eğer yapılırsa, acemiliklerinin eseri olacaktır.

Serdar Denktaş ise, dörtlü koalisyondaki en kurt ve musluğun başında oturan politikacı olarak, geçmiş dönemlerdeki hatalarını tekrar etmemeye çalışacaktır.

Dolayısıyla, bu dörtlünün ana hedefi hükümetteyken kendilerini göstermek ve olabildiğince halk nezdinde göz doldurmak olacaktır, doğal olarak.

Amma ve lakin, önceden ortaya konan hedeflere, verilen vaatlere ve iktidar olduktan sonra ortaya konan söylemlere baktığımızda, acemilikler sırıtıyor ve bu hükümetten çok şey bekleyenleri de güldürüyor...

Gelelim örneklere; Girne-Değirmenlik “ölüm yolunda” feci bir kaza daha oluyor, bereket versin ki kimse ölmüyor, Ulaştırma Bakanı çıkıp “gerekirse yolu kapatacağını” söylüyor...

Kardeşim o yolu hurdaya çeviren, kazaları yapanlar, hurdaya çıkması gereken plakasız, bakımsız, denetimsiz, emniyetsiz yük taşıyan kamyonları sürenler kim? Cehennemden fırlamış zebaniler gibi sürüş yapan insanlar değil mi!

Zaman zaman mecburiyetten kullandığım o yolda bir tek kez polisin kontrol yaptığını görmedim.

Yolu kapatacağını söyleyeceğine, yolla polisi gitsin kamyonların trafik terörü yarattığı yolları denetlesin, özellikle yakaladığı kanunsuz sürüş yapan kamyonları bağlasın, canlarına okusun;  yolla polisi nokta denetlemesi yapacağına trafiğin içinde gezici denetleme yapsın, yolda belde trafik suçu işleyenlere göz açtırmasın.

Değiştir yasaları, kaza yapan kamyonlar kadar bağlı oldukları şirketler de sorumlu olsun, şöför gibi şirket sahipleri de yargılansın, sorumsuzluktan dolayı alınan canların bedelini sağlamından ödesinler...

Özellikle alkol, uyuşturucu etkisi altında işlenen trafik suçlarında doğrudan hapis cezası getirilsin ve sürücü ömür boyu araç kullanmaktan men edilsin.

Özellikle Cumartesi geceleri saat 11’den sonra Girne, Lefkoşa, Mağusa ve Lefke bölgesinde içkili satış yapılan bölgelerde yüzlerce hatta binlerce ayyaş sürücü, ki bunların bir kısmı üniversite öğrencisi kılığındaki azraillerdir,  trafikte terör estirmektedir, yolla polisi bu bölgelerde trafikte özellikle alkol ve uyuşturucu kontrolü yapsın...

En az bunlar kadar önemli olan bir konu da şudur: Bu ülkede 40 senedir toplanan seyrüsefer vergilerinin tek kuruşu bile trafiğin iyileştirilmesi için harcanmamış, devlet resmen halkı dolandırmış, toplanan bu vergilerin her kuruşu ya devletin maaş ödemesine gitmiştir, ya da başka işlerde rant uğruna harcanmıştır, ki bu da gelen giden maliye bakanları tarafından dile getirilmiştir.

Bütün dünyada benzin fiyatları dibe vururken bizde fiyatlar giderek artmış, devlet bütçesindeki delikleri akaryakıttan milleti soyarak, fahiş karlar elde ederek bir nebze de olsa kapatmaya çalışmıştır.

Defalarca seyrüsefer affı çıkarılmış, vergisini zamanında ödeyen vatandaşlar enayi yerine konmuş, bu rezilane sisteme isyan edip ödemeyen de ödüllendirilmiştir.

Halkı göz göre göre dolandırmayı bırakın, seyrüsefer harcı denen “yasal haracı, yasal rüşveti” kaldırın, zaten devletin bu harcı kaldıracağına dair taahüdü var, zaten bu halk akaryakıttan aldığınız vergilerle yeterince kazıklanıyor...

Gelelim Tufan Hoca’ya...

Başta da dediğim gibi, Özgürgün veya Küçük vari icraatları kesinlikle Tufan Hoca’dan beklemem, ama tam tersini beklerim, doğal olarak, ve elinden geleni yapacağından da eminim.

Ancak söylemler ve uygulamalar iyi niyeti ortaya koymakla birlikte, acemiliğin de göstergesi olarak karşımızda durmaktadır.

Örneğin “gerekirse bet ofisleri gidip yerinde ben denetleyeceğim” söylemi gibi söylemler tamamen gereksiz söylemlerdir, popülizme kaçmaktadır, bu durum da bu hükümette çok şey bekleyen ve dikkatle hükümeti izleyen kesimin gözünden kaçmamaktadır.

Bir diğer husus, bet ofislerinin kapatılması, ülkedeki kadın pazarlama sektörünün ortadan kaldırılması gibi bazı konularda verilen sözlerin iktidara gelince sulandırılmasıdır.

Ya sözünüzü tutun, ya da tutmayacağınız sözü vermeyin noktasında bu hükümet de daha başından hesap sorulacak hale gelmeye başladı, ne yazık ki.

Başbakan Tufan Hoca’nın merağına dokunan bir diğer husus, uyuşturucu konusunda hep küçük balıkların yakalanması, büyük balıkların yakalanmaması...

Siz polisin istediği teknik takip yasasını ve diğer yasaları bir an önce geçirin de, bakın görün adaletin, hukuğun oltasına kimler takılacak kimler, değil sadece büyük balıklar, balinalar bile takılacak da yer yerinden oynayacak...

Serdar Denktaş geçmiş tecrübeleri neticesinde söz gümüşse sükut altındır atasözünü hatırlamış olmalı ki gerekmedikçe tek bir kelime etmemeye dikkat ediyor, ettiği sözleri de dikkatle seçiyor.

Cemal Hoca ise bu ülkenin en önemli sorunlarından birini teşkil eden eğitimi kucağında buldu, aslında gönüllü olarak eğitim sistemindeki rezalet ötesi durumla uğraşmak ve düzeltmek istedi.

Ancak karşısına bu ülkenin ve Kıbrıs Türkü’nün hiçbir maddi ve manevi değeriyle bağdaşmayan, Türkiye’yi baştan aşağı sarmış olan tarikat ve cemaat düzeninin bir parçası olan, din simsarlığı ve sömürüsünden başka hiçbir şeyi temsil etmeyen, şirretlikte sınır tanımayan bir avuç “ithal” yüzsüz ve terbiyesizin bir taraftan kokuşmuş din simsarlığı yaparken diğer taraftan Kıbrıs Türkünün maddi ve manevi değerlerine saldırmasına zemin teşkil eden, kendi içinde bir çeşit “kurtarılmış bölge” pozisyonunda olan, İmam’ın ordusunun artıklarının zihniyetine yuva teşkil edenı, yapılış tarihi ve yöntemi itibarıyle  İmam’ın ordusunun KKTC’deki tescilli kalesi pozisyonunda olan; aşağılık kompleksinden kıvıl kıvıl kıvranan ve komplekslerini körü körüne dindarlıkla aşabileceğini sanan, laikliği ve laik sistemi tam anlamıyla düşman gören, cahil cühela kesiminin de duygularını sömürecek ve gözlerini köreltecek zemini hazırlayan, erkek ve kadın arasındaki ayrımcılığı din kisvesi altında  sömürerek şekillendiren ve bunu da Kıbrıs Türküne empoze etmeye çalışan, Kıbrıs Türkü’nün Atatürk Türkiyesi’nden milli değerlerine ve kültürüne miras  aldığı laik ve demokratik değerlere karşı bir ithal dayatma sembolü olarak yaratılmış ilahiyat koleji sorununu da kucağında buldu.

Elbette bu sadece Cemal Hoca’nın sorunu değildir.

Bu sorun, sadece hükümetin de sorunu değildir.

Bu sorun, doğrudan doğruya Kıbrıs Türkünün sorunudur ve hem hükümet, hem sivil toplum örgütleri, hem de halk bu konuda tavrını açık bir şekilde ortaya koymalı ve yukardaki hedeflerle bu ülkede yuvalanan bu ülkenin ve halkın değerlerine aleni bir tehdit teşkil eden cemaat, tarikat artıkları bu ülkeden temizlenmelidir.

Sadece bununla da yetinilmemeli, Türkiye’yi onlarca yıldır kardeş kavgasına sürükleyen, maddi ve manevi değerlerini bölen, parçalayan, hızını alamayıp da bu ülkede de çeşitli başlıklar altında çeşitli örgütlerde yuvalanmış bu ülkede huzursuzluk yaratan, varlıkları anarşi odağı olmaktan öteye hiçbir anlam taşımayan, bu ülkeyi dingonun ahırına çeviren TC veya başka ülke kökenli örgütler de kapatılmalı, hangi çöplükten çıktılarsa oraya geri postalanmalıdırlar.

Kendi ülkelerini mahvedenlerin bu ülkeye kötülükten başka verebileceği hiçbir şey yoktur.   

Bunun için de siyasi irade ve bunları adım adım takip edecek, sektirmeyecek polis, gerekirse asker gücü gereklidir.

Unutmadan, FETÖ’nün KKTC’de devlet içinde, bürokraside ve siyasette, ke keza  sivil toplumda, özellikle de iş insanları tayfasında yuvalanması ile ilgili olarak bir kıpırdanma olsa da,  geçmiş hükümet döneminde bu konuda hiçbir halt yenmedi!

Bu hükümet döneminde bu gündeme alınacak mı?

Yoksa “bizde öyle bir sorun, öyle bir dert yok, sin da gülle geçsin” politikası mı güdülecek?

Gelinen noktada bu hükümetin iki alternatifi var, birincisi acemiler mangası görünümünü bir an önce bir tarafa bırakmak ve bu ülkenin kanayan yaralarına gözünü kırpmadan neşter vurmak...

İkincisi ise böyle geldi böyle gider mantığıyla devam etmek, sadece popülizm kokan söylemlerle günü geçiştirmek...

Acemiler mangası mı, yoksa 43 senelik enkaza neşter vuracak ve bu ülkeyi yeni baştan yaratacak kahramanlar takımı mı olacaksınız, karar verin...

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Acemiler, mangası, mı,, kahramanlar, takımı, mı!,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Cumhurbaşkanı Tatar’a bazı hatırlatmalar
Erhan Arıklı’ya saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Vah zavallı biz…
Biri desteksiz atar, öteki desteksiz destekler!
Psikopat bücürüğün marifetleri
Polise karşı histerik linç…
Çuvallamanın tarihçesi yazmak ve UBP
Eleştirel bakış açısındaki fark!
Müslümanlığın geldiği nokta ve bundan sonrası…
Uyuşturucu, Hükümet, Virüs…
Gör beni göreyim seni hükümeti…Kerizlerin virüsü
Siyasetin günahkarları ve uyuşturucu kartelleri
Atatürk’ü anarken…UBP çuvallarken
UBP’de artık zaman kaybına gerek yok!
UBP’nin “mini” iç savaşı
Çanlar çalarken UBP ve CTP’ye düşen tarihi görev ve yeni nesil siyaset
Come on Ers!
“Son kurşun” ve CTP’nin “kırılışı”
Çantada keklik CTP!
Ne müdahaleymiş ama!
Solun “ikilemi”, HP’nin “mahallesi”
Müdahale, koltuk sevdası, narkotik
İdeal Aday!
Zor zamanlarda “zorlama” işler…
Zorunlu yazı…Türk solunun(!) yüz yıllık fiyasko süreci
Gündelik seçmeceler!
Seçimler, reklamlar, gerçekler, zerdaliden düdük…
KKTC’nin ultra çakma solcuları ve insanlık
Polisin eline sağlık!
Göz göre göre…
Mizansen ve kağıttan kaplancıklar
“Din” kavramının yeni dünya düzeninde bitişi ve bir avukatın vurguları
Siyasi intihar
Yenisinin etkisi azalmış!
Maskeli Balolu Korku Filmi…
Yanlış hesap mezarlıkta biter…
Diktatörlerin dünyası ve diktatör virüs
Seni gidi seniiiii!!!
NBC ve anılarda Komutan Tahsin Ataizi
Bizi bekleyen “Büyük Değişim”
Cehalet, pislik, hastalık ve din sömürüsü
KORONA ÇORBASI
7. yaşında “doğruluk”… Ve hakettiğimiz!
Şu bizim “emperyalist” virüs…
Kabus bitti gibi, ama dahası var…
BOP’un son perdesi…
Cumhurbaşkanlığı seçim tiyatrosundan sahneler…
Adam gibi bir işi yapamadınız gitti!
Kızımın anlayamadıkları, Salamis Krallığı’nın tuvalet derdi…
KKTC Turizminin tuvalet rantı!
Şaka gibisiniz!
Atıcılık Federasyonu Bataklığı
İki canavar arasında kalmak
Yazık ki ne yazık...
“İki” Başbakan Tatar
Yine becerdik…
Satranç Tahtası ve “Uyuyan Güzeller”
Daha başlamadan Akıncı 1 – Diğer Adaylar 0
Biz uyurken…
İstila, Haç ve Hilal…
Üniversiteleri nasıl batırırız ve sevgili füzemiz!
Mafyanın polis “sevgisi”, uluslar arası dengeler…
Bozuk oyunlar, oyunbozanlar!
“Yeni Dünya” yaratılırken bizim kavgalarımız
Polisi bırak, aynada yüzüne bak!
Poliste organize işler...
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
Göbek ataraktan işgal protestosu ve “katliam anatomisi”…
Ne manzara ama!
Aziz ve muhterem devletimiz…
Özersay’ın sandalyesi, Akıncı’nın serzenişleri…
Amerika’nın “delisi”, sonu ve işin ucu…
Şaka mısınız siz!!!
Mağduro edebiyatı!
Haksızlıktan hak payı çıkarmanın dayanılmaz hafifliği…
Önemli bir detay...
Şov devam ediyor...
Felsefik geyik muhabbeti ve tersinden dünya!
Yine incilerini döktürdü...
Patlıcan yahnili vicdani ret…
Devletsen gereğini yaparsın...
Kötü yönetim kaderimizdir…
Allah size ne yapsın!!!
İyice dağıttın Cemal Hoca!
Biraz tarih öğren kardeşim!
Hükümetten seçmeceler
Hükümetten seçmeceler
Alın size turizm aklı!!!
Bir uyarı da TC elçiliğine…
Acınacak haldesiniz
Seçmeceler...
Külah nasıl giydirilir...
Müstahakımızdır...
Serbest sömürü ekonomisinin özeti…
Sevsinler aklınızı...
Günahlar ve sevaplar
Çare yok değil…
Hükümete ve “tüccara” tavsiyeler
Bir ülke batıyor, bir millet batıyor...
insanları hayvanlaştırarak aşağılamak
Devletin kasası, polisin yetkileri
Gelişim ve çöküş
Kazanmak mı dediniz!!!
Biraz muharebe, biraz muhasebe
Arama Kurtarma Tatbikatı
Türkiye nereye koşuyor
Manyaklığı akıla sokmayı meslek edinmek
Cinnet cehennemi…
Açık hava mezbahası
Açık hava mezbahası
Akıncı'nın açılımı ve Guterres Belgesi'nin tarihi önemi
Zavallılar tayfası…
Bitmeyen trajedinin son perdesi…
Pislik abidesi memleket...
CTP Gençlikle Rum kardeşleri…
Bir devir kapandı, yenisi açılııyor…
Nereden nereye…
Batış ve hükümetin geleceği
İdeoloji soytarılığı, söz söyleme hakkı…
Palavralar ve gerçekler
Cevaplayalım
Komik olmayın lütfen!
Durum çok ciddi
Dün dündür bugün bugündür, peki yarın?
Hükümete uyarıdır…
UBP’ye açık mektup
Başından sonuna yanlışlar zinciri
Avrupa’nın mandırası…
Kapuskanın Lefkoşalısı
Seçimin tek galibi Derviş Eroğlu’dur…
Siyasette şarlatanlık ve Kıbrıs’ın kaç bucak olduğu...
Vitrindeki seçimlikler
Garga mı vuracan Bay Bakan!
Ünivesite cenneti mi, üniversite çöplüğü mü!!!
Beklenen oldu ve dahası da olacaktır…
Anastasiadis’in incileri
Hükümete ve siyasilere “ince ayar” hatırlatması!!!
İnsan hayatımı, sizin cebiniz mi!!!
Dindarlar ve kindarlar
İşe bak!
Gazete Manşetleri
En Çok Okunanlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
81
0
6
6
25
37
2
Fenerbahçe
76
0
7
7
23
37
3
Galatasaray
75
0
8
6
23
37
4
Trabzonspor
64
0
7
13
17
37
5
Sivasspor
58
0
7
16
14
37
6
Alanyaspor
57
0
13
9
16
38
7
Hatayspor
57
0
12
9
16
37
8
Gaziantep FK
54
0
11
12
14
37
9
Göztepe
51
0
12
12
13
37
10
Fatih Karagümrük
51
0
12
12
13
37
11
Konyaspor
45
0
14
12
11
37
12
Çaykur Rizespor
45
0
14
12
11
37
13
Antalyaspor
43
0
13
16
9
38
14
Başakşehir FK
43
0
16
10
11
37
15
Yeni Malatyaspor
41
0
14
14
9
37
16
Kasımpaşa
40
0
17
10
10
37
17
Kayserispor
39
0
16
12
9
37
18
MKE Ankaragücü
38
0
19
8
10
37
19
BB Erzurumspor
37
0
19
10
9
38
20
Gençlerbirliği
35
0
20
8
9
37
21
Denizlispor
28
0
21
10
6
37
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv