Yazı Detayı
05 Ocak 2021 - Salı 08:08 Bu yazı 107 kez okundu
 
Müslümanlığın geldiği nokta ve bundan sonrası…
Ediz TUNCEL
 
 

Bilinen tarih boyunca…

Kendi içinde barışık yaşamış, birbiriyle kavga etmemiş, kendi kanını dökmemiş tek bir Müslüman topluluk yok.

Başka bir Müslüman toplulukla takışmamış, kapışmamış, savaşmamış, ötekinin kanını dökmemiş tek bir Müslüman topluluk yok.

Kendi içinde barışık yaşamış tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Komşusuyla kavga etmemiş tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Komşusuna kazık atmamış, komşusundan kazık yememiş tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Gerçek anlamda insan haklarına sahip çıkılacak şekilde yönetilmiş tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Gerçek demokrasi ile yönetilmiş veya demokrasiyi sindirebilmiş tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Biri hariç, sınırlarını kendi belirlemiş tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Emperyalistlerin tüm karşı hamlelerine rağmen tek bir tanesi sınırlarını kendisi belirlemiş, o da Türkiye ve Türk Milleti.

Türkiye de halen kendi sınırlarını emperyalistlerin keyfi dışında kendisinin belirlemiş olmasının sıkıntısını çekiyor.

Bilimsel açıdan dünyaya, insanlığa, çevreye faydası dokunmuş tek bir Müslüman topluluk veya ülke yok.

Din sömürüsü yapmamış, yapılmamış tek bir Müslüman ülke veya toplum yok.

Dinen yasaklanan pislikleri, rezillikleri, kötülükleri yapmamış tek bir Müslüman topluluk da yok.

İşin tuhafı, hem kendi cehaletlerinden hem de emperyalistlerin kuklası olmaları vesilesiyle yaşadıkları rezilliklerden Hristiyanları ve gelişmiş Hristiyan devletleri, ülkeleri sorumlu tutmayan, Hristiyan devletlere sövmeyen tek bir Müslüman topluluk ya da ülke yok.

Yeni hem kuklası oluyorlar, hem de kuklası olduklarına sövüyorlar.

Hristiyanların yarattığı teknolojileri kullanmayan tek bir Müslüman ülke ya da toplum yok.

Bugün kullanılan gelişmiş teknolojilerde en ufak katkısı olan bir Müslüman ülke veya toplum da yok.

Yine işin tuhafı, başı sıkıştı mı, o sövdüğü Hristiyanların devletlerine kapağı atıp da kurulmuş düzende adam yerine konmak istemeyen tek bir Müslüman da yok!

Fırsat verseniz, bütün Müslümanlar o sövdükleri “kafirlerin” ülkelerine doluşacaklar, onların kurduğu düzenden nemalanmanın yolunu arayacaklar.

İşin daha da tuhafı, beğenmedikleri için kaçtıkları kendi toplumlarının, kendi ülkelerinin tüm pisliklerini, rezilliklerini, sapkınlıklarını gittikleri ülkelere, girdikleri toplumlara da, kendilerine iyice yer ettikten sonra,  kabul ettirmek için ellerinden gelen her türlü terbiyesizliği de yapıyorlar.

Çünkü teknoloji üretmiyorlar, sadece üretileni sömürüyorlar, sisteme katma değer sağlamıyorlar, sistemin asalağı olarak yaşamanın yollarını arıyorlar.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmak istemesinin en büyük sebebi de budur; baktı ki vasıfsız göçmenlerle nüfus dengesi giderek değişiyor, ülkeye gelenler ülkeye katma değer sağlamıyor, çalıyor, çırpıyor, sistemin sağladığı avantalardan haksız yere nemalanıyor, vasıfsız insan sayısı giderek artıyor, sınırlarını kapatma kararı aldı ve kapattı da.

Bundan sonra İngiltere’ye göçmen olarak gidecek olan önce vasıflı olduğunu ve gitmek istediği ülkeye katma değer sağlayacağını ispatlamak zorunda kalacak, aksi takdirde kapıdan içeri alınmayacak. 

Şimdi diğer bazı Avrupa ülkeleri de aynısını yapmayı düşünüyor, çünkü ülkelerine doluşan vasıfsız insanlar sistemlerine katkı değil, takoz koyuyor.

20. ve 21.yüzyılın en vahşi terör örgütlerinin de hepsi Müslüman.

Hepsinin de tek bir ortak noktası var, tümü de Hristiyan emperyalist güçler tarafından kurulmuş veya kurdurulmuş, ancak finansörleri de genelde Müslüman ülkeler.

Yani Müslümanlar emperyalist Hristiyanların kuklası olan diğer Müslümanlar tarafından vahşice katlediliyor.

Bu arada, sapık Müslümanlar dindaşlarını katlederken emperyalistler de o bölgelerdeki enerji kaynaklarını sömüyor.

Son 500 yıllık tarihe bakarsanız, her boyutta Müslüman-Hristiyan çatışmasını görürsünüz, ancak tümünü de Müslümanları birbirine kırdırma yolunu bulan Hristiyan emperyalistlerin kazandığını görürsünüz.

Son 100 yıllık tarihte Hristiyan emperyalistleri yenen, amaçlarına ulaşmalarını engelleyen bir tek lider ve bir tek ulus çıktı, o da Atatürk ve Türk ulusu idi.

Bu ulusu da hiçbir Müslüman ülke ve toplum sevmiyor, tarih boyunca da sevmediler, benimsemediler, hep arkasından vurdular, yeri geldi başları sıkıştığında Türkiye’den ve Türklerden medet umdular, yeri geldi emperyalistlerin kışkırmasıyla tümü birden Türkiye’ye ve Türk halkına karşı cephe aldılar.

Emperyalistlerin eliyle yaratılan sapık Müslüman terör örgütlerinin tümü de, esas hedefleri Türkiye olmasa da, bir şekilde Türkiye’ye ve Türk halkına zarar verdi.

Kimi PKK gibi radikal ırkçı kılığında ortaya çıktı, kimi IŞİD, Taliban, Hizbullar, El Nusra, El Kaide, Boko Haram gibi sapık dinci kılığında ortaya çıktı.

Tümünün de kuyruğu başta Amerika ve çetesi olmak üzere, emperyalist Hristiyanların elindeydi, halen de elinde…

Önce yaratılıyorlar, sonra da son kullanım tarihi gelince kafaları eziliyor, ama asla tam olarak yok edilmiyorlar, “yeterince” yok ediliyorlar, sonra farklı kılıklarla, farklı isimlerle yeniden canlandırılıyorlar, emperyalistlerin “hedefinde” olan coğrafyalarda rejimlere rahat vermiyorlar, ortam emperyalistlerin istediği kıvama gelene kadar “görevlerini” yerine getiriyorlar.

Eğer hedef coğrafyadaki rejim hasbelkader bu kuklaları alt edecek duruma gelirse, bu sefer yaratcıları olan emperyalistler “vay insan hakları ihlal ediliyor” diye bağırmaya başlıyor.

Örneğin Amerikan emperyalizminin kuklası olan PKK askerleri, sivilleri vurduğunda mesele değil, ama askerler PKK’yı vurduğunda “vay aman insan hakları” diye emperyalizmin ağaları bağırmaya başlıyor.

Peki bütün bunların sebebi ne???

Bütün bunların kökeninde yatan esas sebep ne???

Tek bir kelimeyle izah edelim; CEHALET!!!

Emperyalistler uzay çağına ulaşmışken Müslüman ülkelerin ve toplumların tümü de halen cehaletin pençesinde kıvıl kıvıl kıvranıyorlar.

Müslüman toplumların büyük çoğunluğu sefaletten kırılırken tek becerdikleri şey tavşan gibi üremek, üremek, üremek, bakamayacakları kadar çok çocuk yapmak.

Peki bu çocuklar ne oluyor, onları nasıl bir kader bekliyor?

Şanslı olanlar bir Hristiyan ülkesine kapağı atıp, kendisine bir hayat kurabiliyor, vasıfsız da olsa ite kaka o toplum içinde yaşıyor.

Şansız olanlar ise ya savaşlarda kırılıyorlar ya da her gittikleri yerde itilip kakılıyorlar, sonra da toplum düşmanı oluyorlar.

İşte bu toplum düşmanı olanlar en tehlikeli türden olanlardır, sürekli gazete sayfalarında, haber manşetlerinde bunların yaptıkları, toplum huzurunu bozan adli olaylar yer alır.  

Bugün bütün dünya planlı, programlı bir biyolojik savaşın etkisinde kıvranıyor.

Bu savaşı yaratanlar kaz gelecek yerden tavuğu esirgemiyorlar.

Pandemi ile ilgili hiçbir veri gerçekleri yansıtmıyor.

Bu süreçte düpedüz aklımızla alay ediliyor, tüm dünya ahmak yerine konuyor.

Öyle beş, on filan değil, aklı olan rahatlıkla öngörüde bulunabilir, bu pandemi süreci daha onlarca yıl sürecek.

Virüs mutasyon geçirdi deyip, piyasaya virüs üstüne virüs salacaklar, sonra da aşı üstüne aşı geliştirip, yarattıkları korku toplumunda herkesi aşılarına mecbur edip, trilyon dolarlar kazanacaklar.

Bu arada, dünya nüfusu da kontrollü bir şekilde azaltılacak, hizaya çekilecek.

Bugün piyasaya sürdükleri virüsün öldürücülük oranı yüzde beş cıvarında, bu virüse yakalan bir milyarın elli milyonu ölecek demektir…

Iki milyar insan bu virüse yakalanırsa, yüz milyon insan ölecek demektir.

İki milyar Müslümanın yüz milyonu ölürse, İran, Türkiye çapında bir ülkenin bütün nüfusu  dünya yüzünden silindi demektir…

Bu durum sadece nüfusun kontrollü bir şekilde azaltılması değil, örneğin Hindistan, Pakistan ve Afrika’nın bazı ülkelerinde olduğu gibi, daha sonra devam edecek olan aşırı nüfus artışının da önüne geçilmesi demektir.

Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin’de çocuk sınırlaması var diye Çin nüfus açısından büyük bir tehlike değil, ancak ekonomik ve askeri gücü bakımından çok büyük bir tehlike ve rakip!

Dolayısıyla bir taraftan ekonomik ve askeri rakip “durağanlaştırılırken”, diğer taraftan tavşan gibi üreyen toplumların üreme hızı kesiliyor, gelecekte de anormal derecede üremelerinin önüne geçilmesi için şimdiden zemin hazırlanıyor, yeni dünya düzeninin planlanması için zaman kazanılıyor.

Aslında plan yapıldı, uygulamaya da kondu bile.

Artık süreç işliyor.

Aşılar önce virüsün yaratıcısı olan emperyalistlerin Hristiyan ülkeler piyasaya sürüldü.

En son olarak da cehaletten kıvıl kıvıl kıvranan Müslüman ülkelere girecek.

Ancak bu ülkelere hiçbir zaman “yeterince” girmeyecek, nüfusları tam olarak hiçbir zaman aşılanamayacak, pandeminin yıkıcı etkisini Demokles’in kılıcı gibi ensesinde hissedecek, bir kişi doğarken en az bir kişi hastalıktan ölecek.

Bilmem farkında mısınız, son bir yıllık süreçte doğanlar değil, sadece ölenlerin istatistikleri veriliyor.

Insanların bilinçaltına şu anda sadece ölüm pompalanıyor.

Toplumların bilinci, algı operasyonlarıyla yeniden dizayn ediliyor, virüs yüzünden ölüm olabileceği artık kabullenilmiş durumda.

Sadece kendi çevremizdeki doktorlardan ve yaptığım araştırmalardan öğrenebildiğim kadarıyla doğum oranları ölüm korkusu ve ekonomik yıkım dolayısıyla aniden düşmüş durumda, öyle ki, ölenlerin sayısı doğanların sayısını geçmeye başlamış durumda.

Bu süreçte en büyük yıkımı da Müslüman ülkeler görecek.

Hristiyan ülkeler sınırlarını korunmak bahanesiyle Müslüman ülkere ve Çin’e kapatacaklar.

En az yüz yıl sürecek bir yeniden dizayn süreci başladı.

İkinci Dünya Savaşı’nda altı yılda ölen insan sayısı 75 milyondu.

Bu savaşta ve sonrasında sefaletten ölenlerin açıklanmayan sayısını da eklerseniz, belki de yüz milyonu bulur.

Pandemi süreci başladı başlayalı ölen sayısı iki milyonu çoktan geçti.

İlk ölümler Hristiyan ülkelerden geldi ama Hristiyan ülkelerde ölümler azalırken, Müslüman ülkeler hızla Hristiyan ülkeleri geçmeye başladılar ve bu hız durmayacak, giderek artacak.

Daha bir yıl geçmeden dünyada hasta sayısı yüz milyonu bulacak, kayıplar da beş milyonu bulacak.

Muhtemelen önümüzdeki beş, bilemediniz on yılda cehaletin pençesinde kıvranan geri kalmış ülkelerde, ki hemen tümü Müslüman ülkelerdir, ölü sayısı İkinci Dünya Savaşı’ndaki insan kaybını geçecektir.

Yüzlerce yıldır birbirlerini yiyen Müslümanlar bu sefer topluca bir de virüs tarafından “yenecekler”.

Biri çıkıp da bunların kafasına vura vura tehlikeyi anlatsa bile, artık dinleyecek durumda değiller, halen görmedikleri şeye inanmıyorlar.

Cehalet sayesinde artık öylesine alışmışlar, öylesine uyuşmuşlar, öylesine kaderci olmuşlar ki, ölüm bile vız gelip tırıs gidiyor sanıyorlar, mezarlıkları ise ardı ardına dolduruyorlar.

Millet hala sokakta sırıta kırıta geziyor, “gebersem de eğlencemi yapa yapa, keyfime baka baka gebereyim” derdinde…

Biz Kıbrıslı Türklere gelince,  sözde Müslüman toplumların en medenisiyiz, içine düştüğümüz rezil duruma bakın!

Bari eksik kalmasın, hep beraber bir de kına yakın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Müslümanlığın, geldiği, nokta, ve, bundan, sonrası…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Cumhurbaşkanı Tatar’a bazı hatırlatmalar
Erhan Arıklı’ya saldırmanın dayanılmaz hafifliği
Vah zavallı biz…
Biri desteksiz atar, öteki desteksiz destekler!
Psikopat bücürüğün marifetleri
Polise karşı histerik linç…
Çuvallamanın tarihçesi yazmak ve UBP
Eleştirel bakış açısındaki fark!
Uyuşturucu, Hükümet, Virüs…
Gör beni göreyim seni hükümeti…Kerizlerin virüsü
Siyasetin günahkarları ve uyuşturucu kartelleri
Atatürk’ü anarken…UBP çuvallarken
UBP’de artık zaman kaybına gerek yok!
UBP’nin “mini” iç savaşı
Çanlar çalarken UBP ve CTP’ye düşen tarihi görev ve yeni nesil siyaset
Come on Ers!
“Son kurşun” ve CTP’nin “kırılışı”
Çantada keklik CTP!
Ne müdahaleymiş ama!
Solun “ikilemi”, HP’nin “mahallesi”
Müdahale, koltuk sevdası, narkotik
İdeal Aday!
Zor zamanlarda “zorlama” işler…
Zorunlu yazı…Türk solunun(!) yüz yıllık fiyasko süreci
Gündelik seçmeceler!
Seçimler, reklamlar, gerçekler, zerdaliden düdük…
KKTC’nin ultra çakma solcuları ve insanlık
Polisin eline sağlık!
Göz göre göre…
Mizansen ve kağıttan kaplancıklar
“Din” kavramının yeni dünya düzeninde bitişi ve bir avukatın vurguları
Siyasi intihar
Yenisinin etkisi azalmış!
Maskeli Balolu Korku Filmi…
Yanlış hesap mezarlıkta biter…
Diktatörlerin dünyası ve diktatör virüs
Seni gidi seniiiii!!!
NBC ve anılarda Komutan Tahsin Ataizi
Bizi bekleyen “Büyük Değişim”
Cehalet, pislik, hastalık ve din sömürüsü
KORONA ÇORBASI
7. yaşında “doğruluk”… Ve hakettiğimiz!
Şu bizim “emperyalist” virüs…
Kabus bitti gibi, ama dahası var…
BOP’un son perdesi…
Cumhurbaşkanlığı seçim tiyatrosundan sahneler…
Adam gibi bir işi yapamadınız gitti!
Kızımın anlayamadıkları, Salamis Krallığı’nın tuvalet derdi…
KKTC Turizminin tuvalet rantı!
Şaka gibisiniz!
Atıcılık Federasyonu Bataklığı
İki canavar arasında kalmak
Yazık ki ne yazık...
“İki” Başbakan Tatar
Yine becerdik…
Satranç Tahtası ve “Uyuyan Güzeller”
Daha başlamadan Akıncı 1 – Diğer Adaylar 0
Biz uyurken…
İstila, Haç ve Hilal…
Üniversiteleri nasıl batırırız ve sevgili füzemiz!
Mafyanın polis “sevgisi”, uluslar arası dengeler…
Bozuk oyunlar, oyunbozanlar!
“Yeni Dünya” yaratılırken bizim kavgalarımız
Polisi bırak, aynada yüzüne bak!
Poliste organize işler...
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
Göbek ataraktan işgal protestosu ve “katliam anatomisi”…
Ne manzara ama!
Aziz ve muhterem devletimiz…
Özersay’ın sandalyesi, Akıncı’nın serzenişleri…
Amerika’nın “delisi”, sonu ve işin ucu…
Şaka mısınız siz!!!
Mağduro edebiyatı!
Haksızlıktan hak payı çıkarmanın dayanılmaz hafifliği…
Önemli bir detay...
Şov devam ediyor...
Felsefik geyik muhabbeti ve tersinden dünya!
Yine incilerini döktürdü...
Patlıcan yahnili vicdani ret…
Devletsen gereğini yaparsın...
Kötü yönetim kaderimizdir…
Allah size ne yapsın!!!
İyice dağıttın Cemal Hoca!
Biraz tarih öğren kardeşim!
Hükümetten seçmeceler
Hükümetten seçmeceler
Alın size turizm aklı!!!
Bir uyarı da TC elçiliğine…
Acınacak haldesiniz
Seçmeceler...
Külah nasıl giydirilir...
Müstahakımızdır...
Serbest sömürü ekonomisinin özeti…
Sevsinler aklınızı...
Günahlar ve sevaplar
Çare yok değil…
Hükümete ve “tüccara” tavsiyeler
Bir ülke batıyor, bir millet batıyor...
insanları hayvanlaştırarak aşağılamak
Devletin kasası, polisin yetkileri
Gelişim ve çöküş
Kazanmak mı dediniz!!!
Biraz muharebe, biraz muhasebe
Arama Kurtarma Tatbikatı
Türkiye nereye koşuyor
Manyaklığı akıla sokmayı meslek edinmek
Cinnet cehennemi…
Açık hava mezbahası
Açık hava mezbahası
Akıncı'nın açılımı ve Guterres Belgesi'nin tarihi önemi
Zavallılar tayfası…
Bitmeyen trajedinin son perdesi…
Pislik abidesi memleket...
CTP Gençlikle Rum kardeşleri…
Bir devir kapandı, yenisi açılııyor…
Nereden nereye…
Batış ve hükümetin geleceği
İdeoloji soytarılığı, söz söyleme hakkı…
Palavralar ve gerçekler
Cevaplayalım
Acemiler mangası mı, kahramanlar takımı mı!
Komik olmayın lütfen!
Durum çok ciddi
Dün dündür bugün bugündür, peki yarın?
Hükümete uyarıdır…
UBP’ye açık mektup
Başından sonuna yanlışlar zinciri
Avrupa’nın mandırası…
Kapuskanın Lefkoşalısı
Seçimin tek galibi Derviş Eroğlu’dur…
Siyasette şarlatanlık ve Kıbrıs’ın kaç bucak olduğu...
Vitrindeki seçimlikler
Garga mı vuracan Bay Bakan!
Ünivesite cenneti mi, üniversite çöplüğü mü!!!
Beklenen oldu ve dahası da olacaktır…
Anastasiadis’in incileri
Hükümete ve siyasilere “ince ayar” hatırlatması!!!
İnsan hayatımı, sizin cebiniz mi!!!
Dindarlar ve kindarlar
İşe bak!
Gazete Manşetleri
En Çok Okunanlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
81
0
6
6
25
37
2
Fenerbahçe
76
0
7
7
23
37
3
Galatasaray
75
0
8
6
23
37
4
Trabzonspor
64
0
7
13
17
37
5
Sivasspor
58
0
7
16
14
37
6
Alanyaspor
57
0
13
9
16
38
7
Hatayspor
57
0
12
9
16
37
8
Gaziantep FK
54
0
11
12
14
37
9
Göztepe
51
0
12
12
13
37
10
Fatih Karagümrük
51
0
12
12
13
37
11
Konyaspor
45
0
14
12
11
37
12
Çaykur Rizespor
45
0
14
12
11
37
13
Antalyaspor
43
0
13
16
9
38
14
Başakşehir FK
43
0
16
10
11
37
15
Yeni Malatyaspor
41
0
14
14
9
37
16
Kasımpaşa
40
0
17
10
10
37
17
Kayserispor
39
0
16
12
9
37
18
MKE Ankaragücü
38
0
19
8
10
37
19
BB Erzurumspor
37
0
19
10
9
38
20
Gençlerbirliği
35
0
20
8
9
37
21
Denizlispor
28
0
21
10
6
37
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv